21 Aralık 2014 Pazar

Still Alice


Still Alice bu senenin en çok pompalanmış filmlerinden birisi, hatta öyle ki; yapım bütçesinin tamamına yakınının pazarlamaya harcanmış olduğunu öğrensem hiç şaşırmam. Bu ilk anda sadece bir durum tespiti gibi gözükse de benim için film adına çok şey söyleyen bir mevzu, çünkü vasat bir TV filmi anlatıcılığının Julianne Moore'un performansına ve diğerlerinin performanslarından çok ismine dayandığı bir film Still Alice. Dilbilim profesörü Alice Howland'ın alzaymır teşhisiyle beraber yaşadıklarına odaklanırken öyle bir manipülatif tavır takınıyor ki film bir noktadan sonra Alice'ın sıkıntısını hissetmekten çok otobüste ufak bir nazik selam sonrası tüm dertlerini anlatan insanlar karşısındaki o karmaşık duyguya sürükleniliyor ister istemez. Çok dokunaklı olması gereken konuşmalar, ayakta alkışlamalar, zorlama dramatizasyonlar filmin ağlayamadıkça gözlerini hızlıca açıp kapatmasından öteye geçemiyor.

Görünen şu ki Still Alice'in varlık sebebi, Moore'un Oscar'a giden ödül sezonunda -kimisine göre, en sonunda- bol bol kürsüye çıkmasını sağlamak. Bunun ötesinde alzaymıra dair; hafızanın biz insanları kuruşuna, aslında her şeyimizin onun sayesinde ilerliyor olduğuna dair, eklemlenmiş gibi duran vurgularıyla olumsuz anlamıyla bunaltıcı biçimde bir yeniden üretim yapıyor Still Alice. Bu noktada cevaplamakta zorlandığım soru: materyale değer kazandıramayan hikaye anlatıcılığının mı daha büyük bir problem olduğu yoksa materyalin kendisinin mi zaten çok bir şey sunmuyor olduğu; ama açıkçası bu film için böyle bir sorguya girmenin dahi gereksiz olduğu fikrindeyim. Anlamsız planları, yer yer problem teşkil eden ses miksajı ve bir ödevmiş gibi duran kurgusuyla da yalnızca içerik ve perspektif değil teknik yönden de oldukça sorunlu olduğu söylenebilecek filmin Julianne Moore'dan başka kendisini ayakta tutabilecek bir şeyi yok yani. Çocukken sırf yanında verilen zaman geçirmelik o garip plastikler için alınan Milliyet Kardeş veya Miço dergileri gibi bir film Still Alice de, yalnızca bu sefer ambalaj o kadar yanarlı dönerli parlamalı değil, çünkü neşe yetişkinlik içerisinde ufak anları ifade eden bir sözcük, ya da; çünkü öyle işte.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses