29 Ağustos 2017 Salı

Logan Lucky


Logan Lucky, West Virginia eyaletinde geçtiğini o kadar fazla vurguluyor ki, konu edindiği karakterlere de bakınca, ister istemez aklın bir kenarından Trump'ın 2016 seçimlerinde bölgedeki oy oranının yüksekliği geçiyor. (%68) Elbette film öncelikle bir komedi/soygun filmi ve ironik bir yaklaşımı yok; dolayısıyla bunlar sadece hikayenin arka planında kalan yoklamalar. Ama filmin senaryosunun o seçimlerden daha önce yazıldığı, çekimlerin de öncesinde bittiği düşünülünce partizan tartışmaların arasından siyasi aktörleri bir kenara bırakarak çıkıp seçime ve sonuçlarına dair gün içerisinden beliren bir bakış yakaladığını söylemek doğru olacaktır. Her ne kadar filmin asıl odağı izleyicisini eğlendirmekse de bunda başarılı olduğu kadar -ve önceliklerinin mümkün kıldığı ölçüde- reelpolitiğe dair bir siyasi yönü olduğu da inkar edilemez. Ama tüm bunları ister istemez bir kenara bırakarak Soderbergh yeni filmle sinemalara geldi diyerek sevinç çığlıkları attığımı belirtmek istiyorum, çünkü zaten filmi izlerken ben de 2016 ABD Başkanlık Seçimlerini veya seçmen kitlesini düşünüyor falan değildim. 

Soderbergh'in 2013'te San Francisco Uluslararası Film Festivali'nde yaptığı Sinemanın Hali (State of Cinema) konuşması sonrasında konuşup küsmekle bir şey olmuyor, eyleme geçmek lazım deme noktasıydı aslında Logan Lucky. Filmle ilgili neredeyse her söyleşisinde de bahsettiği üzere kendisi gibi sektörde belli bir tanınırlık edinmiş yönetmenlerin yaratıcı kontrolü yapımcılar veya stüdyolarla paylaşmadan ve saçma seri filmlere alet olmadan film çekebilmeleri için bir finansman modeli denemesiydi bu film. Yeniden keşfettiği bir şey yok bu anlamda, aslında '70'lerde Yeni Hollywood dalgası sırasında da yapılmış olan, o günden beri de çeşitli biçimlerde uygulanan filmin yurtdışı, DVD, streaming gibi haklarını önceden satarak yapım ve yapım sonrası masraflarını karşılayıp ABD gösterimlerden gelecek gişe kazancını kar hanesine yazabilmek modelin temeli. Bu sayede herhangi bir aracı sinemacının işine dahil olmuyor ve filmin pazarlamasına kadar müdahil olabiliyor yönetmen. -Mesela Logan Lucky'nin fragmanını da kendisi kurgulamış Soderbergh.- Soderbergh ilk haftasında filmin 15 milyon dolar kazanmasının olumlu olacağını söylemişti, fakat ilk hafta onun neredeyse yarısı kadar, 8 milyon getirdi. Bu elbette kendi beklentilerinin altında kalsa da gelecek haftalardaki durum Logan Lucky'nin sektördeki yapım-dağıtım modelindeki etkisini değiştirebilir. 




Bir filme onu izleme deneyimi ötesinde bir şekilde bağlanınca, vizyona girmeden önce heyecanla sadece seyir halini değil filmin etrafında kendisine bağlı olan diğer tartışmaları da düşününce, filmin deneyimi sonrasında bıraktıkları sadece sınırlı süresi içerisinde sundukları olmuyor. Soderbergh filmlerinde bu çok daha fazla geçerli bir durum zira kendisinin film yapım biçimi çoğunlukla anlattığı hikayenin önüne geçebiliyor. Hatta buradan ileri gelen, hikayeyi belli bir mesafeden anlatma hali kendisinin çoğu zaman soğuk bir hikaye anlatıcısı olduğu yönünde eleştirilere sebep oldu geçmişte. O eleştirilere olumsuz bir değerlendirme olmadıklarını düşünerek katılıyorum, zira materyale belli bir mesafeyi koruyor oluşu bariz Soderbergh'in; fakat Logan Lucky bu kategoriye sokulabilecek bir filmi değil. Hatta karakterlerin aidiyetleri kadar yaşadıkları çevre ve sosyal durumlarına işaret eden iki sekans, -yarış öncesi ABD ulusal marşı montajıyla, Güzellik Yarışması sekansı- ilki ton olarak ironiye biraz fazla kaysa da filmin duygulanım halini Soderbergh'ten alışılmışın aksi bir yönüne kaydırıyor. Bu anlamda belki de bu sekansların filmin en sırıtan bölümleri olması da daha anlaşılabilir, fakat karakterlere bir çevresel derinlik kazandırdıkları kadar genel olarak filmin *hafif*liğine işaret edişleriyle de fazlalık denilebilecek durumlar değiller. Bu, bir süredir *ciddi filmler*e alerji geliştirip sinemanın -daha müşkülpesent bir tanımla da olsa- eğlencelik yönünün daha tercih edilir olduğunu düşünmem sebebiyle olabilir elbette. 

Soderbergh'in *emekliliğini* açıklamadan önceki son filmlerine bakıldığında, belki beklentiler sebebiyle belki de anlayışın uyuşmamasıyla, aslında tür sineması içerisine düşen filmlerinin çok başarılı işler çıkaramadığı görülüyor gişede. Bence son 10 yılın en iyi komedilerinden birisi olan The Informant! gibi Logan Lucky de türsel başarısına rağmen kitlesel karşılığını belki alamayabilir, -hatta bence Haywire da aksiyon filmi olarak işleyen son dönemdeki ender filmlerden birisiydi- ancak yaşayan eğlenceli karakterlerle, keyifli bir soygun filmi yaratıyor Soderbergh. Logan Lucky'den bundan fazlasını beklememek gerek gibi bir tür filmini beğenmeyi meşrulaştırma arayışlarına girmeyeceğim, zira dağıtım modeliyle orta bütçeli yapımlar için bir değişimin başlangıcı olmasını beklemekten ziyade diliyorum. Eğlenmek, kafa dağıtmak ve aidiyetlere bakmak için iyi bir kaçış Logan Lucky; suçlu hissedecek bir şey yok. 

bir kez bile riley keough dememiştim, ayıp olmasın. katherine waterston'un da küçük bir rolü olması sebebiyle olabilir tabii ama abartmayalım artık. ayrıca bu tatum oyunculuk yapabiliyor. yani galiba. rebecca blunt'ın kimliği kadar bilinmezlerdeyim bu konuda.
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,


 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses