26 Şubat 2014 Çarşamba

12 Years a Slave


Televizyon dizilerinin yazısız ama adeta kanun gibi bir kuralı vardır: olay örgüsü içerisinde hikayeye derinlik katmak gibi işlevleri olan ve ekranda oldukça sınırlı süre alan yan karakterler bir noktada hikaye içerisindeki işlevlerini kaybederler ve o karakterler bir nevi onurlandırılarak genel hikaye içerisinde kendi derinlikleri de ekrana yansıtılarak, yani ana karakter haricinde yalnızca kendi üzerlerine kurulu sekanslarla uğurlanırlar. Sanki sinemada da bunu tema ve insanlık tarihi ilişkisi açısından görüyoruz. Yani belli filmler yapım biçimleri sebebiyle öylesine etkili oluyorlar ki bazen kefaret, bazense kefaleti oluyor problemli geçmiş ve/veya şimdi'nin. Fakat kölelik öylesine ağır bir karanlık ki insanlık geçmişinde -ki köleliği yalnızca Amerika'da özellikle güney eyaletlerde olanlarla anmak konunun ciddiyetini azımsamak olur- konunun nasıl işleneceği her şeyi başlı başına berbat edebilecek bir soru. Çünkü konu artık dağlanmış olsa da hala ziyadesiyle hassas ve fazla duygusal veya fazla soğuk bir yaklaşım konunun tüm önemini bir kenera atarak dikkati olan bitenden çok esere yöneltecektir. Oysa böyle bir konuda bence odak anlatılan olmalı, işte bu yüzden zaten anlatım öylesine kusursuz olmalı ki o dışarıdan müdahale eden eli hissetmemeliyiz. 12 Years a Slave bunu başaran bir film, ve bence fazlasını söylemek çok konuşmak olur ki son 134 dakikadan sonra benim buna gücüm yok.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses