16 Şubat 2014 Pazar

Nebraska


Alexander Payne, az sayıdaki filmiyle benzer temalar etrafında dönen ve birbirine yakınsayan umursama-boşvermişlik çizgisi üzerinde cümleler kuran bir yönetmen. Dolayısıyla ilk anda, yaşamında anlam bulmaya veya en azından hazır sunulmuş olanları içerisinden birini seçmeye uğraşan ihtiyara odaklı hikayesiyle About Schmidt'i andırmasına rağmen, aslında Payne'in tüm filmlerinden izler taşıyor Nebraska. Kendisinin sinemasını da bu sebeple daha çok seviyor olabilirim; çünkü anlattıklarına paralel giden bir anlatma tarzı da var Payne'in. Yani ne kadar yaşamın döngüselliği ve kendi içerisinde devam ettiği fikrine odaklanıyorsa, o kadar döngüsellik içerisinde ama yine de ufak yenilikler sunarak ilerliyor Payne'in filmografisi de. Klişe ifadeyle, Nebraska da bunun şimdilik son halkası.

Soğuk açılış diye tabir edilen merak uyandırıcı başlangıcı ve jenerik sonrası asıl açılış sekansıyla hem karakterlerini tanıtıyor, hem birbirleriyle ilişkilerini kuruyor hem de hikayenin içerisine anlatılacağı genel durumu izleyiciye sunuyor Nebraska. Böyle bakınca bir film için kusursuz bir açılış diyebilirim herhalde. Karakterleri yavaş yavaş açmaya başlamasıyla beraber anlatıdaki bölümler arasında çok yumuşak geçişler yapılıyor ve kendi içerisinde hikayenin çözülmesini beklerken bu akıcılık filmin estetik hissini kurduğu kadar seyirciye de ara-boşluklar veriyor doldurması için. Öyle ki, yarım kalmış bir arzuyu dahi göze sokmadan sahne içerisindeki ek bir planla anlatabiliyor. Yani Bob Nelson'ın senaryosu ne kadar iyiyse, onu o kadar öne çıkartıyor Payne ama bu sırada hikayeye kendi zarif bakışını da hissettiriyor.

Gerçekçi anlatılar ne kadar cezbedici olabilir, bence tartışılır. Hele bir de yeni bir kıta keşfedercesine Amerikan rüyası veya onun yoksunluğu üzerinden yapılan kritikler söz konusuyken gerçekçilikten dem vurmak daha bunaltıcı olabiliyor. Fakat bunlar biraz da seyircinin filme yüklediği anlamlar. Yani tabi ki Nebraska üzerinden diğer karakterleriyle beraber bir ortabatı Amerika eleştirisi söz konusu, fakat büyük şemalardan daha uzak durarak basit yaşamlar ve olmaması problem olan basit kaygılar üzerine bir film Nebraska. Üzerine söylenebilecek diğer her şeyden önce bunun söylenmesi gerekiyor diye düşünüyorum, çünkü zaten filmin cümleleri daha sonrasında isteyeni büyük şemalar ve kritiğine götürecektir. İşte bu yüzden gerçekçilikten çok gerçek var Nebraska'da, ve bu sebeple cezbedici olabiliyor. Zira kaçılan günlük yaşamın başka hikayelerde de çok fark etmediğini bir kez daha görmek gerçekçilikle başarılamayacak bir şey. 

Hayran olunası diyalogları sayesinde tersten işleyen mizahıyla güldüren, "nasılsın?" sorusuna ısrarla "ee n'olsun yani?" diye cevap veren bir film Nebraska. Evet, cevabın çeşitlemesi mümkündür, ve Nebraska'dan bahsederken en az bir kere Bruce Dern'in de ismi geçmesi gerekir. 

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses