14 Şubat 2014 Cuma

American Hustle


David O. Russell'ın sevdiğim özelliği filmlerine belli bir tür veya sıkıştırılmış tema perspektifinden bakmaktan ziyade anlatıyı söz konusu sıradan karakterlerin hikayeleri olarak ele alması. Yani mesela The Fighter'ı bir boks filmi olarak değil, o insanların yaşamlarından bir parça olarak ele alıyor ve o film ile kariyerinde başlayan yeniden yükseliş sürecinde bu yaklaşım net biçimde görülüyor. Bu sebeple zaten filmlerinde yapay bir dünyanın mükemmelliğinden çok, çoğunlukla günlük yaşamın muazzam kaosunu izliyoruz. Hatta filmlerine garip bir dağınık tempoyla beraber çekicilik katan en önemli şeyin de bu olduğunu düşünüyorum. Fakat Russell, American Hustle'da kamerayla o kadar çok oynuyor ki benim gibi kameranın aksiyonu takip etmesinden hoşlanan birisi için bile rahatsız edici oluyor çünkü bir süre sonra kamera sahnedeki ekstra bir aksiyona dönüşüyor. Kamerayı bir türlü bırakamayıp sarhoş gibi dans etmesine bir de fazlasıyla dağınık ve aceleci kurgu da eklenince film rayından çıkıyor. Ama yetmezmiş gibi filme parodi-vâri bir hava katan o garip karakter kopmaları ve atlayıp zıplayan hikayesi de tüm bunların tuzu biberi oluyor ve film inanılmaz yorucu bir hale bürünüyor.

"Birisi" olmak için yırtınan karakter profilini iyi ve bence hakettiği saldırganlıkla çiziyor American Hustle. Zaten bir bu, bir de filmin ahlâk öğütleri silsilesi içerisinde bir kıssa formuna bürünmeye kalkışmaması kendisine dair övülebilecek yegane şeyler. Çünkü bunlar dışında hiç iştahınız olmadığı anda mide bulandıracak kadar yoğun kokusuyla önünüzde duran, kaçamadığınız bir yemek gibi film.

David O. Russell'ın böylesine yüksek bir tempoyla çalışıp değerli seyirlikler çekme heyecanını etkileyici bulsam da bence kendisi bir süre ara verip dinlensin, sonra dönsün; hem kendisine hem de seyirciye iyilik yapmış olacak. Bir de mümkünse şu kamerayı bir rahat bıraksın.

Evet, büyük bir hayal kırıklığından sonra söyleyeceklerim bu kadar. Bir hışımla sövüp gideyim dedim.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses