9 Şubat 2014 Pazar

Captain Phillips


Bu senenin gerçek-bir-olaydan-uyarlama filmler kervanından Captain Phillips'in fragmanını ilk kez sinemada Elysium'dan önce izlediğimde verdiğim ilk tepki şuydu: "Tom Hanks tam bir tost makinesi!" Yani size harika bir yemek sunamasa da gerekli malzemelerin düzgün bir kombinasyonuyla karnınızı doyurabilir fakat yine de tostun lezzetiyle doğrudan alakası olmaz tost makinesinin. Ha mesela bir de üzerinde ızgara işareti var diye ızgara olarak kullanmaya kalkınca genelde pişmanlığa dönüşebilir kendileri. İşte Hanks de genelde sağlam performanslarla filmlerde yer alsa da hem yeteneklerinin iyi değerlendirilmesi hem de filmlerinin sizi hep doyurup doyurmayacağı farklı bir konu oluyor.

Korsanların altın çağı diyebileceğimiz geç 17. yüzyıl, erken 18. yüzyıl arasında geçen korsan hikayelerini hep keyifle okumuş/izlemişimdir. Çünkü popüler kültürde romantize edilen korsanlar o escapism diye nitelendirilen "gerçeklikten-firarilik" hissini çok etkili biçimde verirler. İşte Somali'deki korsanlara dair hikayelerin ilgimi o kadar çekmeme nedenleri de bu; çünkü modern dönem korsanlık hikayeleri romantize edilemeyecek kadar gözümüz önünde ve yalnızca seyirlik olamayacak kadar dünya işleyişine entegre. Yani gerçeklik bir olaylar zinciri değil, politik ve tabii ekonomik bir analiz istiyor. Paul Greengrass, filmografisinin de şaşırtmayacağı üzere iyi çekilmiş ve sürükleyici bir aksiyon filmi veriyor izleyiciye ama bu sebeple daha fazla derinliğe ihtiyacı olan hikayeyle beraber film, yalnızca özel günlerde hatırlanan insanlara dönüşüyor. Greengrass'ın yapmak istediği şey bariz olsa ve bunu başarmış da olsa modern korsanlığı, diğer birçok konuda olduğunu gibi, yüzeysel bir kötü adam-iyi adam ekseninde değerlendiremeyiz. Greengrass ve senarist Billy Ray bu iyi-kötü adamları biraz daha silik biçimde, keskinliği azaltarak göstermeye çalışmış olsa da, bu, filmi hikayenin gereğince derinleştiremediği gerçeğini ve filmin hala bir iyi adam-kötü adam cenderesine sıkıştırılarak kurulduğu gerçeğini değiştirmiyor. Zaten kahraman yaratma aşkıyla da mevcut filmden daha öteye gidemezlerdi. 

Vizyon gününden beri filmin etrafında dönen övgü çemberini bu sebeplerle anlamlandıramıyorum ben. Çünkü içerik yönünden çuvallamasa da potansiyeline ulaşamamış bir film olarak fazlasıyla yavan gözüküyor bana Captain Phillips. Sürükleyici, ve kaslı-aksiyon-filmlerinin aksine gitgide daha fazla görmeye başladığımız eli yüzü düzgün gerilim-aksiyon filmlerinden birisi Captain Phillips, ama arkasındaki tost makinesi gücüyle nadir olarak tadı güzel olanın denk geldiği kantin tostundan farklı bir şey çıkartamıyor ortaya.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses