11 Mart 2014 Salı

What Maisie Knew

Kendilerine odaklanmış ebeveynlerin arasında kalan çocukların hikayeleri uyandırdığı tanıdık düşünceler sebebiyle üzerine yeni bir şey söylenemeyecekmiş gibi geldiğinden pek çekiciliğe sahip değil. Fakat genelde kamera olarak bu tarz hikayelere dahil olunurken hikayeyi bir de Maisie'nin, yani o arada kalan çocuğun, bakış açısından görmek böylesine incelikle kotarıldığında bilindik olayların akışında farklı şeyler de farkedilmesini sağlıyor. Detay çekimlerle yavaş yavaş izleyeni filme ısıtması boşuna değil yani yönetmen ikilinin, çünkü filmin iç ısıtan yanı taslak hikayesinden çok zarif dokunuşları oluyor, elbette buna iyi yazılmış diyalogları da ekleyince kendini konumlandırabilmeyi başarmış bir film ortaya çıkıyor.

Arka plandaki tartışmalar zamanla sıradanlaşırken Maisie'nin herhangi bir şeyle oyalanmaya çalışmaktan ziyade mutlu olduğunu hissettiği zamanların yansıtılışı ve o anların kameraya doğru tarif edilişi filmin cümlelerini ortaya koyuyor. Hatta Margot ve Lincoln ile ebeveynlerin meslekleri üzerinden yapılan vurgu da bu cümleleri parlatıyor. What Maisie Knew bu sebeple bildiğimiz bir ebeveynleri-arasında-kalan-küçük-çocuk filminden çok Maisie'nin gözünden ama kendimiz olarak yaşama bakışımız oluyor ki bunu sağlamanın gerçekten çok incelikli bir işçilik istediği düşüncesindeyim; hem senaristlik hem yönetmenlik hem de oyunculuk açısından.


Filmi öylesine izlemeye başlayıp Maisie rolündeki sevimli Onata Aprile'i dün de The History of Future Folk'da izlediğimi farkedince tesadüf sebebiyle hissettiğim şaşkınlığı, büyük ve büyük-gözükmeye-çalışan filmler arkasında böylesine sevimli filmlerin kaybolur gibi olması gerçeğinde hissetmiyorum açıkçası. Çünkü üzerlerinde kalan buğu What Maisie Knew gibi filmlere yakışıyor, ve belki de "-gibi filmler" denilmesinin asıl sebebi oluyor.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses