6 Mart 2014 Perşembe

Diggers


Sanki nefes aldıkça kafamızın üzerinde sallanan o problem hiçbir zaman tek ve kendinden değil. Hani David Foster Wallace diyor ya: "Aklın kusursuz bir uşak ama berbat bir sahip olduğunu söyleyen o eski klişeyi düşünün. Bu, diğer birçok klişe gibi yüzeyde fazlasıyla can sıkıcı ve basittir ama aslında büyük ve korkunç bir gerçeği ifade eder. Yani ateşli silahlarla intihar eden yetişkinlerin neredeyse tamamının kendilerini vurdukları yer hiç de tesadüfi değildir: kafadan. O berbat sahibi vururlar." Bunu söyledikten yalnızca birkaç yıl sonra kafasından vurmadı, kendisini astı ya Wallace, işte bu bile gösteriyor aslında; evet bir sorun var kafalarda ve onun yukarısında sallananlarla, ama hiçbir zaman için tüm bu memnunyetsizliğin kaynağı değiller. Yaşamın üzerine söylenebilecek doğru bir şey yok çünkü, yalnızca kişisel ve genellikle her iki anlamıyla da çakışabilen gözlemler var ama bir şeyi açıklayabilmek veya tanımlayabilmek onu anlamayı ifade etmiyor. Bu yüzden ne kadar öyleymiş gibi gözükse de Diggers'da Hunt'ın problemi aslında yalnızca kuşaktan gelen bir iş ve kendisinin o kuşaktan tanıdığı son temsilcinin gidişi değil. Ya da Hunt'ın hikayesi devam ederken arka planda gerçekleşen, ve Nixon'ın gidişi ertesinde 2 yıl başkanlık yapıp eski başkan yardımcısı olduğu Nixon'ı affetmiş Gerald Ford ile Jimmy Carter arasında geçen 1976 seçim yarışı da değil, çünkü dönemde daha ekstrem gözükse ve bazen gerçekten öyle olsa da aslında yakın zamanlı yaşamlar için bir döngü o. Çünkü arkada-kalacak-olan sadece bir bahane, ve hikayenin devamı izleyene kalırken bence arkada-kalmayan da sadece bir bahane, zira gittikçe peşinden sürükleyeceksin Wallace'ın tabiriyle o berbat sahibi, asıl sorun orada.

Diggers, büyükbabaları ve babaları gibi midye toplayıcılığı yapan dört arkadaşın hikayesine odaklanıyor. Bildiğimiz sıradan yaşamların hikayesi yaşamda kalmaya çalışma problemleriyle yoğrulurken bir İngiliz sineması havası yakalanıyor gibi oluyor, fakat her şeye rağmen poster yazısına kadar kendini gösteren bir Amerikan filmi Diggers. Posterde istediği kadar "herkes kimse sonsuza kadar savrulamaz" yazsın, hayır, herkes sonsuza kadar bir rüzgarın önünde umursuz ve umarsızca savrulabilir, çünkü herkesin daha çok dinlediği bir şarkı vardır, ve çünkü Brautigan'ın dediği gibi "yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek." Fakat sinema ve hikayelere bağımlılık sebebi bu zaten; anlatıcı nereye çekerse çeksin, pazarlamacı ona ne kadar ürün olarak bakarsa baksın sonuçta bir kez sohbet etmeniz yeterdir hikayeyle, o size ne olduğunu diğer herkesten daha iyi anlatır.

bu arada paul rudd'a bu tarz karakterler cidden çok yakışıyor. ve lauren ambrose'u six feet under dışında neden pek izleyemediğimizi bu filmle anlar gibi oldum, her ne olursa zihnimde claire olarak kalacak zaten o.
 sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;, 

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses