5 Şubat 2011 Cumartesi

The Kids Are All Right


Artık En İyi Film Oscar'ı adayları arasında izlemediğim iki film kaldı geriye. Biri 127 Hours diğeri de Winter's Bone. 127 Hours'u ne şimdi ne de daha sonra izlemeyi düşünmüyorum. Trainspotting gibi çok güzel bir filmden sonra Slumdog Millionaire gibi bir film çekebilen Danny Boyle'dan pek bir şey beklemiyorum açıkçası. Çok saçma ve katı gözükebilir bu düşüncem ama sağlam dayanaklarım var dostum! Neyse, Winter's Bone'u ise ödüllerden önce izlemeyi planlıyorum, bakalım.

The Kids Are All Right ilk başta konusu bakımından ilginç gelmişti. Lezbiyen bir çiftin bir donörün spermleriyle doğan iki çocuğunun, donörle tanışmak istemeleri sonrasında olacakları izlemenin eğlenceli olacağını düşünmüştüm. Fakat film ilerledikçe konusunun ilginçlik özelliği de kaybolmaya başladı gözümde. Derinlemesine anlatılmayan karakterler anlatıldıkları kadarıyla da gayet alışılmış tiplemelerdi. Neden olduğunu film genelinde bir yere oturtamadığım olaylar, sahneler de oldukça fazlaydı. Tüm bunlara rağmen filmin bir şekilde kendini izletmeyi başarması ya En İyi Film dalında aday olmasının nedenidir ya sinemaya olan sevgimin göstergesidir ya da benim yapacak daha iyi bir işim olmadığını gösterir.

Son olarak, Mark Ruffalo'nun her daim yüzünde gördüğüm o yorgunluk ifadesinin çok güzel olduğunu ve bunun Mark Ruffalo'yu sevme nedenlerimden birisi olduğunu söylemek istiyorum. -Diğerleri de oyunculuğu ve yer aldığı filmler tabi ki yoksa tanımam etmem adamı.-


sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses