8 Temmuz 2014 Salı

Touch of Evil


Bir zamandan beri söylemekten ziyade yapmaya çalıştığım için uzun bir süredir tekrar etmiyordum film notları tutmakla ilgili sık tekrarladığım bir şeyi, fakat bir kez daha söyleyeyim ve Touch of Evil özelinde alakası olmasa da blogun hatırlatıcı notu gibi kalsın istedim: Takıntılı bir sinemasever olarak hala izlemediğim için utanç duyduğum birçok klasik ve modern film var ve Touch of Evil da bunlardan yalnızca birisiydi. Bunu dile getirdikten sonra düşününce hem olağan bir durum hem de komik aslında. Çünkü fazla yuvarlak bir ifadeyle 130 yıllık bir sanat pratiğinden bahsediyoruz ve elbette buna istenildiği ölçüde yetişmek tüm zaman kendisine adanmadığı sürece -ki günümüz için bu kendini dönen dünyadan soyutlamak oluyor- her zaman izlenmeyen yüzlerce "mühim film" olacağı gerçek. Bu yüzden durum olağan, ve yine bu yüzden de durum komik. Her seferinde benzer anlama gelen cümleleri karalayıp silmektense en azından bir kez daha açıktan söyleyeyim de rahatlayayım dedim, o da Orson Welles'e denk geldi.

Film-noir türünün en önemli ve en geç filmlerinden Touch of Evil bu etiketlendirmeden bekleneceği üzere türün karakteristik özelliklerini layıkıyla taşıyor. Fakat Touch of Evil'in sağlam bir film-noir örneği olmasından öte, ağız açtırtacak güçte bir açılış sekansı olması benim için filmin her bahsi geçtiğinde takıntılı biçimde tekrarlanacak özelliklerinden birisi. Welles'in teknik becerisi ve yenilikçi yaklaşımlarına dair burada tüm samimiyete rağmen kofti kokacak birkaç cümlelik övgüye gerek yok diye düşünüyorum, zaten kendisinin teknik kapasitesine dair söylenecekler bir filminin ufak notlarından ziyade üzerinde ciddi zaman harcanmış bir çalışma aracılığıyla olmalı -burada abartıyorum, elimde değil-, o yüzden özellikle açılış sekansındaki kamera kullanımının benim gibi plan-sekans düşkünü birisini öylesine film-noir izlemek için oturmuşken henüz ilk üç dakikayla filme hayran ettiğini söylemek yeterli olacaktır diye düşünüyorum bu konuyla ilgili.

Orson Welles, her zaman olduğu gibi, karşılığının basit bir kötü adamdan öte "sempati duyulabilecek kötü adam" olduğunu düşündüğüm "villain"ı hakkıyla ekrana taşıyor, ama oyuncular konusunda dillendirmem gereken asıl şey, günümüz izleyicisinin ortak eleştirisi olan Charlton Heston'ın Meksikalı rolünde olmasının komik olduğu değerlendirmesine katılmadığım. Evet, bir an "Heston Meksikalı mı ya şimdi?" diye düşündüğüm olmadı değil fakat bunun çok problemli bir durum olduğunu düşünmüyorum zira sinema tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olduğunu düşündüğüm çok sevgili Paul Newman'ı daha sırıtan bir Meksikalı rolünde hayranlıkla izlediğimi biliyorum; beterin beteri var yani ama şimdiden bakınca eski sinema yıldızlarının isimleri dahi yeterli oluyor bazen.

Son olarak, Touch of Evil'den bahsederken Welles'in dehasından öte, 1958'de filmini biçen Universal'a kendisinin bıraktığı 58 sayfalık nota dayanarak 1998'de filmin kurgusunu tekrar yapan Walter Murch'ü ayrıca anmak gerekiyor, zira o sayede yaratıcısının istediği şekilde filmi izleyebiliyoruz.

Marlene Dietrich'den gelsin: "Nevi şahsına münhasır bir adamdı, insanlar hakkında söylenenlerin ne önemi var ki?"
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses