18 Temmuz 2014 Cuma

Borgman


Hollandalı yönetmen Alex van Warmerdam'ın filmi Borgman, bir gezginin üst sınıf bir ailenin hayatına girip tüm yaşamlarını alt üst etmesini anlatıyor. Gizem filmlerinde genelde endişeyi seyirciye naklettikten sonra yavaş yavaş hikayenin çözülmesi ve nelerin neden olduğununun izleyiciye verilmesi, Borgman'ın bozduğu bir tarz. Bir yandan olay örgüsü içerisinde bir sebep sonuç ilişkisi bulmak zorlaşırken diğer yandan filmin aslında kendisini sessizce sunuyor olduğu farkediliyor. Dini referanslarla örülmüş filmin Hristiyanlık ötesinde mitolojik referansları da var ama Borgman'dan yola çıkarak İsa'yı tersten elde aldığını söylemenin dayanakları olsa da bu, filmi beyhude bir olaylar bütünü imitasyonu olarak kabul etmek anlamına geliyor bence. Herhangi bir din konusunda herhangi bir ilgim olmaması sebebiyle bu referansları görmekle beraber filmin onlar sebebiyle kurulmadığını, sadece gerekli yerlerde onlar üzerine kurulduğunu düşünüyorum. 



Burada ve devam ederken filmin birkaç sahnesine açıktan atıfta bulunacağımı belirtmeliyim, fakat Borgman özelinde sahneleri önceden okumuş olmanın seyir zevkini kaçıracağını düşünmüyorum. Filmin gidişatının şaşmaya başlaması, Borgman'ın, problemler yaşadığı belli olan ailenin kapısına gelmesi ve agresif Richard'ın kendisine saldırması sonrasına denk geliyor. O dakikadan itibaren kabuslar aracılığıyla çiftin arasındaki problemleri görürken Marina'nın açıktan söylemleriyle yaşadıkları rahat yaşama dair çekinceleri, içten içe suçluluk duygularını fark ediyoruz. Bu önemli, çünkü bir noktadan sonra Borgman'ın peşindeki halinin nedensiz olmadığını sunuyor bize. Diğer yandan aslında Borgman için her şeyin o zaman başlamadığını evi gördüğü anda kapının önünde duran bisiklet ve top figürleriyle finali arasındaki paralelliğe bakarsak görebiliriz, yani hikaye devam ettikçe belirlenmedi, aslında sonunda n'olacağını başında biliyordu gezgin ana karakter, çünkü şaşmayan, tanıdık bir insani hikaye söz konusu olan. Zaten Borgman'ı bedenselliğiyle ele almak yerine temsil ettiği ve karşısındaki insanlarda ulaşılamayacak fikirlerin tezahürüne tekabül eden varlığıyla görünce filmdeki olaylar silsilesi belli bir anlam kazanıyor. Burada filmin en dikkat çekici noktalarından birisi "modern yaşam"a yapılan atıflar. Sadece Borgman çocukları hasta ettiğinde doktor görünümünde gelen ekip elemanının "çocuklarınız modern yaşamı takip edememekten yorgun düşmüş, olağan bir olay" demesi değil, Richard'ın tek boyutlu yaklaşımları ve Borgman'ın doğrudan atıflarıyla beraber diyaloglar içerisindeki minimal vurgularla "modern yaşam" teması fazlasıyla ortalıkta film boyunca. Bunu, Richard özelinde ailenin ırkçı/ayrımcı yaklaşımlarının ortaya konulduğu bahçıvan seçimi meselesinde daha iyi görebiliyoruz. Ve birbirini takip eden olaylara bakıldığında Borgman "ulaşılacak bir zihin durumu/ruh hali" sunarak çevresini hipnotize ederken ulaşamamanın hayal kırıklığı oluyor hikaye ve kayıplar da. Belirtmeye lüzum olmasa da; tabii ki bu benim kişisel olarak filmi görüşüm.



Borgman, içeriksel derinliğinin ötesinde tüyler ürpertici bir öldürme/ceset saklama sahnesi barındıran ve birkaç etkileyici planı olan allak bullak edici bir film. Adeta, sonradan girip de aslında orada olmamanız gerektiğini hissettiren bir ortamda olan biteni çözmeye çalışmak gibi, -ve aktif bir seyirci istiyor.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses