22 Temmuz 2014 Salı

5 Centimeters Per Second

Byôsoku 5 senchimêtoru


Hep aynı cümleleri kuran insanlar sıkıcıdır belki, ama çıkamadılarsa işin içinden kendi başlarına, başka ne beklenir ki? Diyelim ki dönmüyor burada dünya, belki orada da dönmüyor öyle coşkuyla, ama var ya ortak algılanan bir dünya; tüm dert aslında burada düğümlenmiyor mu? Politik değil bu, ama bir örgütlülük meselesi: aidiyet illa bir fikre, bir mekana veya herhangi bir büyükçe yaratıya ait olacak değil sonuçta. Kabullenmek zor değil bunu, anlaşılamayan o aidiyet. Ya da o, bilinen veya bilinemeyen, bir insan. İnsanlar birbirlerinden haberleri olarak sevmezler zaten, birbirlerinden haberleri olarak bir diğerinin herhangi bir özelliği hoşa gider sadece, o özellikleri tanımlamaz oysa insanları. Bir insanın topluluk içerisinde bulunuşudur ancak sevilebilecek olan, orada kendisiyle beraber var ettiği ve kişisel bir tanıdıklığa ihtiyaç bırakmayan, çünkü belki kendisinin bile farkında olmadığı o ölçülemez varlığıdır sevilen. Takaki bu yüzden hiç kimseye gönderilmeyen mesajlar yazıyor telefonunda. Çünkü o mesajların varlığı, en az gönderilen bir insanın varlığı kadar değerli; o mesajlar aranan veya takip edilen bir varlık sebebiyle var zira; O'nun somut ifadesiyse örgütlülük meselesine gönderiyor tekrar konuyu. O zaman aidiyetten devam edelim; burada duran dünya orada dönüyorsa eğer, konum değişince zamirler de değişecek mi? Mesela filmleri izlemeden önce bakıyorum bazen plotlarına, ama benim izlediğim film orada anlatılmıyor her zaman. Bu durumda dünyanın dönüşüyle saniyede 5 santimetre hızla düşen kiraz çiçeklerinin bağlantısı gerçekten var mı, yoksa naif üç segmentine finaliyle ayıp eden film yalan mı söylüyor? 

Yaz sabahı hafiften bir esinti her zaman tedirgin edicidir; yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hatırlatacak serinlikle gelir, ve geçer. Hayranlık uyandırıcı görselliği, çevresel detaylara odağı ve zaman zaman kendinden geçebilen anlatıcılarıyla işte böyle bir film 5 Centimeters Per Second da, veya orijinal ismiyle Byôsoku 5 senchimêtoru. 

Tüm bu eften püften insani endişe, beklenti ve sıkıntıların ifadesine dönüşen cümlelere dolaylı olarak sebep olan filmi dünya üzerinde bir başkası daha seviyor; şimdilik bu kadarı kâfi.

"ne yapabilirsem onu yapıyorum; tüm yapabildiğim bu."
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses