24 Temmuz 2014 Perşembe

Blue Ruin


Kısık ateşte yavaş yavaş açılan bir intikam hikayesi Blue Ruin. İntikam, çevresinde dönen ucuz edebiyat cümleleri ve Peştunlardan İtalyanlara kadar uzanan bir yelpazede kimin diline ait olduğu meçhul ve meşhur atasözü sebebiyle pek ilgimi çeken bir tema değildir normalde. Hele bir de sebepleri kanaatimce zayıfsa ilgi çekmemekten itici olmaya doğru ilerler bu odaklı hikayeler. Fakat Dwight'ın hikayeye bağlayıcı gerginliğiyle beraber öylesine dengeli bir tansiyona sahip ki Blue Ruin, hikayedeki kan akışının bu kadar yerinde ayarlanışı ve anlatımın kendinden emin sakinliği böylesine sıradan ve çiğ bir hikayeyi başka bir seviyeye taşıyor. Görüntü yönetmenliği ve kamera teknisyeni geçmişini teknik becerisiyle gösteren yönetmen ve senarist Jeremy Saulnier, saf bir sinema izlettiriyor bu sayede. Görsel hikaye anlatımının başarısı sadece kamera arkasıyla belirlenmiyor, oyunculuklarla da destekleniyor elbet. Tabii oyuncu yönetiminin başarısı lafı yine dönüp dolandırıp kamera arkasına çıkartıyor, ancak kapıyı açtığı anda gelen gıcırdıtıya kendini filme kaptırmış seyirciyle aynı anda kameranın odağında olmayan yüzünü buruşturarak tepki veren bir Dwight izliyorsam eğer, işte o zaman o hikaye gerçeklik dediğimiz benim günlük rutinime daha fazla oturuyor.


Anlatım başarısı, hikaye odaklı sağlam bir seyirlik izleneceğinin göstergesi Blue Ruin özelinde; fakat Dwight finale doğru daha da açığa çıkan duygusal yönüyle intikamın doğasına dair ufak bir bakış haricinde bir derinlik beklememek lazım filmden. Bunu, övgüyü abarttığımı düşünerek özellikle belirtmek istedim. Ancak bir karakterin ani kararları ve uzun-atışlı sürece dair planlarında yanında olup onunla beraber hareket etmek stüdyo filmlerinin dahi uzun süredir yapmayı başarabildiği bir şey değil; hele bir de film bunu atlamalı-kırmalı-geriye-nefes-alınacak-zaman-bırakmamalı bir yaklaşımdan ziyade sakin temposuyla yapınca görsel anlatım daha da değerleniyor, hatta son dönemlerde intikam hikayesi denildiğinde referans gösterilecek bir yapıya bile erişiyor; çünkü intikam, hikayenin zaman geçtikçe çözülen olay örgüsünden ziyade Dwight'ın yaşamının değişimiyle, belki mahvoluşu belki bir amaca bağlanarak kurtuluşu yönünde olsa da karakterin kendi belirleyemediği bir yaşam oluşuyla ilgili. Heyecanı, bak-geldi-ha-bak-geliyor-ha'yla değil olduğu gibi akseden Blue Ruin, bir sonbahar akşamüstünün ciddiyetine sahip.


ikinci posterin bir sebastien tellier albüm kapağı gibi durması?
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses