9 Haziran 2014 Pazartesi

King of the Hill


Steven Soderbergh'in küçük bir çocuk üzerinden Depresyon Dönemi Orta Batı Amerika'daki yaşamı ele aldığı filmi King of the Hill, yönetmenin başyapıtı olduğu kadar bence kendisinin filmografisini betimleyen, yani alışılmış kısa tabirle bağımsız ile stüdyo arasında durmaya çalıştığı pozisyonunu en net biçimde gösteren filmlerden birisi.

Filmin üzerine kurulduğu eşitsizlik bahsi oldukça yalın anlatım diliyle karakterlere yakışacak bir zariflikle perdeye yansıyor. Sadece böylesine ajitasyona müsait bir konuda değil, herhangi bir konu için de anlatımda bu zarifliğe ulaşabilmek oldukça problemliyken Soderbergh'in buradaki beceresine hayran olmamak elde değil. Özellikle Aaron'ın çevresini hem Aaron'ın gözünden hem de oldukları gibi çevirebilmek filmin böylesine canlı bir dünya yansıtabiliyor olmasının en önemli dayanaklarından birisi, hatta prodüksiyonun sağlamlılığından bile ötede. İlk sahnelerden itibaren üniformalıların olduğu gibi yansıtılışına Adrien Brody'nin perdeden kalmış imajlara uygun biçimde çizdiği Lester'ın yaptığı eğitilmiş köpek benzetmesinin eklenmesi gibi filmin cümlelerini katlayan bir işlevselliği var dahili tüm ögelerin, ama üst üste gelen taraflar örtüşünce bu katlanmış cümleler fazla kalın kaçmıyor ve bu sayede ne filmin canlı atmosferi zarar görüyor ne de anlatımın zarifliği bozuluyor. 

Gayet dengeli giden anlatımın sallandığı final kimisi için filmi tamamen bozabilir. Fakat Soderbergh'in, finali "görüyorsunuz ya" diyerek umut çevresinde kurması öncesinde olan hiçbir şeyi değiştirmiyor. Tren geçerken görülen komşu hala orada ve lavabodan akan kan hala kapının altından sızıyor. Buradaki umut, bir anda meyve kamyonunun gelişinin ifade ettiği gibi şansı tutan, tutmaya başlayan Aaron'ın kendine gelen güveni aslında. Özgüven sözcüğü tam karşılamıyor elbette Aaron'daki değişimi fakat deneyim ve imrenmeden doğan söz konusu değişimi ifade edebilecek en yakın şey kendisi; çünkü özgüven aynı zamanda daha çok yetişkinler veya daha doğru ifadeyle kendini-yitirmişler için kullanılan bir niteleme ve Aaron'ın finaldeki sakinliğine de bu sebeple yakıştırılabilecek bir sıfat. Yani finalin filmi farklı bir yola soktuğu kesin fakat burada alınan viraj bir yön değişiminden çok yön ayarlaması yapıyor, dolayısıyla kendi algıma göre neden o finalin problem olduğunu ama büyük bir problem olmadığını anlatmaya çalışırken tam isabetli sözcükleri seçemeyip en müsait olanlarına yöneldim. Zira ben de yalnızca final sebebiyle Gazap Üzümleri hatırlatması yapmaktan kendimi geri tutuyorum. 

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularlar:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses