5 Ekim 2013 Cumartesi

The Incredible Burt Wonderstone


The Incredible Burt Wonderstone, çeşitli zamanlarda ciddi takıntılarımın öznesi olmuş oyunculardan kurulu bir film. O yüzden bugün eğlenceli bir seyirlik aramama bile gerek kalmadan karşısına kuruldum. Fakat fazlasıyla özensiz ve bütünlüksüz, farklı kişilerin elinden çıkmış gibi duran farklı iki yarıdan oluşan bir filmle karşılaştım. İlk yarısı boyunca en son Robert De Niro ve Al Pacino'yu Righteous Kill'de izlediğimde bir film hakkında söylediğim ve nadiren söyleyeceğim şeyleri tekrarlatırken; ikinci yarısıyla beklentimi karşılayan bir tempoya oturdu film. Ama tabi o ilk yarıdan sonra belki yoluna girecektir diye bir umutla filmi bırakmamak için kendimi tutarken fazlasıyla düşen standartım sebebiyle de daha güzel gelmiş olabilir ikinci bölüm.


Kendisini dahi pek ciddiye almayan umursamaz ve absürd bir eğlencelik film yapma isteği gayet ilgi çekici, fakat bu isteği filmde görebiliyor olsam da bunun ayarı tutturulamamış. Asıl sorun da zaten bu, çünkü bu dengesizlik bir film için normalde fazlasıyla problemliyken bir de hali hazırda böylesine klişeler üzerinden hareket eden bir absürdlükte tam rezalet olmuş. Yani zaman zaman '80'lerin izlenemeyecek kadar boğucu aile komedilerini hatırlatan film bir anda bir South Park bölümüymüş havasına bürünebiliyor ama bu bilinçli bir tercihten çok, en naif ifadeyle, özensizlikten kaynaklanıyor.

Inception misali, kendi içerisindeki bir karakterde kendisini bulan, bir nevi kendisinde kendisini oynayan filmler arasında yerini alan The Incredible Burt Wonderstone, Jim Carrey'nin canlandırdığı Steve Gray karakteri gibi bir film: nasıl senaryo yazılır kitaplarına göz kırparcasına ama yine de eğlenceli biçimde ortaya çıkmış ve gayet keyifli bir karakter olabilecekken işlenemiyor ve fazlasıyla bunaltıcı oluyor, fakat final sekansıyla beraber ideal bir komedi filmi karakterine bürünüyor ve tüm 100 dakikanın acısını birkaç sahneyle çıkarıyor. Yine de James Gandolfini'yi son bir kez izlemek için Enough Said'i beklerken kendisinin kurudan ziyade boş bir karakterle de olsa bir anda karşıma çıkması benim için güzel bir sürpriz oldu.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses