14 Ekim 2013 Pazartesi

The Way, Way Back


Yıllardır izlenilen o sevimlilik abidesi filmlerden birisi The Way, Way Back, yani en azından zaman içerisinde öyle olacağı belli. 2012'de Alexander Payne'nin yönettiği The Descendants ile En İyi Uyarlama Senaryo ödülü kazanan Nat Faxon ve Community'deki dekan rolüyle tanıyacağımız Jim Rash'in yine beraber yazdığı ve bu sefer bir de beraber yönettiği film; 14 yaşında, içine kapanık Duncan'ın, annesi, annesinin erkek arkadaşı ve onun kızıyla gittiği tatilde ortama uyum sağlarken çektiği sıkıntılara odaklanıyor. Ama öyle hemen "izledim, biliyorum, aa hep aynı" demeye lüzum yok, çünkü başta yakın tarihli Adventureland olmak üzere teması sebebiyle benzerlik gösterdiği, çağrışım yaptırdığı çok film olsa da tamamen kendi havasında, kendi derdinde bir film The Way, Way Back.


Filmin dengeli ilerleyen her yönünden çok benim ilgimi çeken, sanki '80'lerde geçiyormuş gibi görünse de filmin aslında günümüzü anlatması. İzlerken bu zaman konusunda ne kadar güzel denge tutturduklarını düşünürken sonra öğrendim ki bütçedeki sıkıntılar nedeniyle normalde hikaye '84 yazını konu edinirken bir anda günümüze kaydırılmış. Fakat bu problem gibi görünen durum bence filmin yararına işlemiş çünkü bir yandan yanakları ıslatıp diğer yandan ağladığına güldüren The Way, Way Back'in o arada kalmış yapısıyla çok güzel işleyen bir zamansallık oluşmuş.

Filmin başlangıcındaki sahneyle ortaya çıkan senaryo aslında gayet bildik yollardan ilerliyor. Hatta filmde önemli yer tutan Owen karakteri dahi Sam Rockwell'in kendisini sevdirdiği o klasik rollerinden birisi. Fakat hikayenin işleyişi benzerlerinden çok daha samimi, bunda o açılış sahnesinin Jim Rash'in bizzat kendi yaşamından olmasının ne kadar payı var bilemiyorum; ama filmdeki önemli birçok karakterin o sahneyi yaşayan bir çocuğun ileri yaşlardaki farklı versiyonları olmaıs her şeyi açıklıyor bence. Zaten dümdüz bakılmadığında kendine dair yapısı olan başka bir film olduğu rahatlıkla farkedilir. Çünkü büyüme hikayeleri de sinemada sıklıkla işlenen başka tema ve konular gibi hep birbirinin yanından geçen hikayelerin kaynağı gibi görünse de, esasen tekrar tekrar keşfedilmeye müsait çok zengin alanlardan birisi, üstelik çoğu sefer bunun sadece bir metafor olmasına da gerek yok.  

Eğer Little Miss Sunshine'ı izlemeye doyamıyorsanız, arasına koyup sandviçe katılacak yeni bir film The Way, Way Back; surattaki o kendinden habersiz gülümsemelere ithafen.



sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses