4 Mayıs 2011 Çarşamba

Bizim Büyük Çaresizliğimiz


"Yaşanılanları beraberce değil de, bir yaz günü tek başına oturmuş aldırmaz görünüp bir yandan da çevresini izleyerek birasını yudumlayan adamın portresini anımsatırcasına, kendi kendime hatırlayıp düşünmem ve bunun nedenlerinin etkileriyle söylüyor olabilirim her şeyi ama biliyorsunuz, bu, hatırlanılanların varlığını ve etkisini değiştirmiyor. Yani var olan, hissedilen bir an sonuçta; bir söz, bir tavır, bir göz, bir el, doğru tanım olmasa da ilk anda akla gelen herhangi bir şey ve bununla oluşmuş o bir an. Tüm yaşam bu, sadece." Filmi izledikten sonra aklama ilk gelenler aşağı yukarı böyleydi, bir şeyler oluyordu, geçiyordu ben onun yanına hüzünle oturana kadar ve gerçek apaçık ortadaydı ki bir daha yağmur yağmayacaktı.

Yaygın olan o yüzeysel "kitaptan uyarlanan film güzel olmaz" düşüncesine gülüp geçiyor olsam da bir kitap uyarlamasının tanıdık bazı problemlerinin olduğu da bir gerçek. Başta bir iki diyalog olmak üzere o tanıdık problemlere filmde zaman zaman rastlanıyor. Bundan bağımsız olarak, ses montajı yer yer eğreti dursa da ve film devam ederken bazı anlarda film kırılacakmış gibi gelse de hem mekânın Ankara olması hem de filmin genelindeki tavır tüm bunları bir kusur olmaktan çıkarıp filmin sevimliliğini sağlayan ufak detaylar haline getiriyor.

Filmi izlemeden önce kitabı okumuş olsam beğenir miydim elbette bilemiyorum fakat filmi izlediğimden beri kitabı okumaya yönelik büyük bir istek duyuyorum. Bu açıdan da düşünülünce, montajındaki kesme geçişlere rağmen aslında izleyeniyle, çok beğenilmiş bir kitap gibi bütünleşebilen, izleyicisini yakalayabilen bir film.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Tek başlarına gayet sıradan bu üç kelimenin bir araya gelince beni bu denli büyülüyor oluşunu henüz anlayamamış olsam da başlığa o üç kelimeyi yazmak bile benim için büyük keyif. Elbet sadece ismi değil -Güneş Sayın ve canlandırdığı Nihal karakterinin güzelliğini özel olarak belirterek- Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i çok hoşuma giden afişi ve kendisiyle birkaç cümle ederek anmak istedim, her şey o anda gerçekleşti.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses