14 Ocak 2011 Cuma

Bir Müşkülpesentin Meyletmeler Ayini


Her gün uyanıyor ve evden çıkıyorum. Bir dakika farkla gelen iki otobüsten ikincisine biniyorum. Çünkü ilkinde nefes alabilmek için karşımdaki insanın nefesini vermesini beklemem gerekiyor, ve ben otobüse bindiğimde uyuduğum için bu nefes olayını bazen ayarlayamıyorum. Gidip bir yığın dikteyle uğraştıktan sonra bir şekilde tekrar eve geliyorum, sabahları aynı saatte kalktığım ve gün içerisinde gözümün ve bilincimin daha fazla kısılmaması için hemen hemen aynı saatlerde uyuyorum. Devam ediyor bu; sıkıntısıyla, eğlencesiyle, kızgınlığıyla hiçbir kesintiye uğramadan. Aynı insanları görüyor, aynı soruları sorup aynı cevapları alıyor ve aynı düşleri kurup aynı hayalkırıklıklarını yaşıyorum.


İşte bu döngü içerisinde, kitabevlerine ve videoculara gidip orada dolanmak, ne var ne yok diye etrafı izlemek, en keyiflendiğim şeylerden birisi. Fakat okumam, izlemem, dinlemem, bakmam ve anlamam gereken daha ne kadar çok şey olduğunu gördükçe kendimi nereye atacağımı şaşırır oldum. Tatsız başlayan bir diyalogun, sonlanana kadar iki tarafa da yüz vermemesi gibi, bir daha benimle olamayacaklarmış gibi hissediyorum. Hani olur ya, sizin için dünyanın etrafında döndüğü bir olay, bir kişi yani bir şeyler vardır ve siz orada değilsinizdir, sanki dünya dönerken sizden de uzaklaşıyor gibidir ama yine de bir uzay mekiğiyle dünyadan uzaklaşırken gözüktüğü gibi gözükmez dünya. Fazlasıyla bunaltıcı bir ruh hali kısacası. Ne yapılacağı bilinmeyen anların, zamansız keyiflenmeler arzulamalarıyla, ve zamansızlığın üzerimize birileri tarafından bırakılmış, kimsenin altından çıkamadığı, çıkmak için çoğunluğun gerektiği ama çoğunluğun çabalamadığı çünkü memnun olduğu -belki de hırsla zehirlenmiş zihinlerinin başka yerlere çevrilemediği için- bir dünyada, bir durun, önce yaşamalıyız.


İzlediklerimi, okuduklarımı ve dinlediklerimi daha iyi anlayıp yorumlayabilmek için akıl, daha fazlasını izlemek, okumak, dinlemek için zaman ve imkan, tüm bunlardan sonra da ortaya bir şeyler koyabilmek, üretebilmek için yaratıcılık istiyorum -sanırım kendimden-, huhhuhhahhuhhuh, çok şey mi istiyorum?


fotoğraflar;
1/2 ; rodney smith
3, lori nix

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses