19 Kasım 2014 Çarşamba

Guardians of the Galaxy


Bu senenin, kelimenin yapabileceği tüm çağrışımları dahil ederek söylersem, iki bombasından biriydi Guardians of the Galaxy. Diğer *bomba* Edge of Tomorrow, konsept sayesinde ve tabii kişisel olarak ekleyebileceğim Emily Blunt faktörüyle kurtarabilecek olsa da Guardians of the Galaxy'de -çizgi romana dönük biçimde- filmin en önemli silahının sempatik saflığının olacağını ama buna rağmen son yılların en büyük balonlarından The Avengers benzeri bir deneyim yaşayacağımı düşünmüştüm. -hah, sayfayı kapattın mı?- Fakat haddinden fazla abartıldığı gerçeğiyle beraber en düzgün Marvel filminin karşımızda olduğunu söyleyebilirim.

Ana akım bilim-kurgu/aksiyon filmlerinde biraz geç de olsa kendini fazla ciddiye almamayı öğrendi yapımcı ve yönetmenler. Tabii bu, ufak bir parçası olduğumu inkâr etmeyeceğim nerd/geek kültürünün son yıllarda ana akım haline gelmeye başlaması sayesinde olan bir şey, nitekim Marvel evreninin sinemaya uyarlanmaya başlaması, yani çizgi roman kültürünün etkisiyle eksantrik örneklerin ötesinde geniş açıda da görülebilecek bir duruma dönüştü bu farkındalık. Guardians of the Galaxy de buna uygun düşen biçimde eğlenceli diyaloglarla, ciddiyetin aniden kırıldığı sahnelerle bezeli bir film. Karakterlerin kuruluşları ve hikaye içerisine oturuşları bakımından da filmin dalga ile ciddiyet arasına düşen anlatım noktasının daha da belirginleştiği söylenebilir. Fakat bunun ötesinde bir bilim-kurgu/aksiyon filmi için dikilmiş örnek iskelete tam oturuyor Guardians of the Galaxy. Kullandığı klişe dönüşlerin, tiplemelerin veya bunların üstünde dikkat çekici olan mizah açısının taze olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak klişe sözcüğünün ilk andaki olumsuz çağrışımının ve klişe kullanımının illaki kötü olacağı yargısının kırılması gerektiği kabulüne varmamız için henüz erken olmadığını düşünüyorum. Yani sıkıcı olabildiklerini kabul etsem de yerinde kullanılan kalıpların anlatıyı geliştirme açısından ciddi katkıları olduğu fikrindeyim. Guardians of the Galaxy de bilindik sularda yeni bir keşif yapmadan yüzerken suyu ne kadar sevdiği kararına varan bir yetişkin edasında bu anlamda, bu yüzden filmin yüzü eskimiş numaralarının pek de rahatsız edici olmadığını söyleyebilirim.

Guardians of the Galaxy'yi sempatik kılan, en ilgi çekici yanı düşük tempolu maceraperestliği. Fakat yakın zaman içerisinde, aksiyonun ilginçleşmediği ölçüde azaltılması gerektiğinin tıpkı ciddiyet mevzusu gibi farkına varırlarsa eğlence sinemasının yaratıcı aktörleri, bu birbirinin benzeri yubidibombom filmler de şaşırtmadığı zaman dahi çok beğenilir olabilecekler sanıyorum ki. Zira filmin yarattığı etkideki esas faktörlerden birisi beklenilmiyor olmasıydı. Ama zamanla daha da düzelecektir tabii; düşünsenize şu filmi '80'lerde, '90'larda izlediğimizi: Rusya'yı temsilen var olan *kötü* Ronan New York veya Los Angeles'ı yok etme planlarındayken, da-da-da-dan en beklenmeyen güçler bir araya gelir ve her zamanki kahramanlıklarıyla herkesi kurtarır. Hızımı alamadan ve filmi daha fazla indirgemeden durayım; nihayetinde Guardians of the Galaxy, bozuk temposu ve benzeri filmlerden zaman içerisinde çıkarılmış dersler sayesinde eğlenceli hale gelebilmiş bir seyirlik. Haddinden fazla olmasına rağmen Marvel'in diğer filmlerine oranla çok daha az abartıldığı ve Marvel'in eli yüzü en düzgün filmi olduğu gerçeğini dile getirebilecek olsam da sormadan edemiyorum, süper kahramanların neyi ilginç ya? Hele bir de ortada düzgün bir villain yoksa?

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses