29 Kasım 2014 Cumartesi

Bad Turn Worse


Sundance'ten 18 kere reddedilmiş olan kardeşler Zeke ve Simon Hawkins anlaşılan hiç pes etmemiş ve Indiewire'e verdikleri röportajda söyledikleri üzere en büyük korkuları olan "kötü bir film çekme"yi gerçekleştirmemişler demeli sanırım her şeyden önce Bad Turn Worse, veya önceki ismiyle We Gotta Get Out of This Place'ten bahsederken.

Ancak bunların ötesinde filmin bağımsız olması olumlu değerlendirmeme sebep oluyor demem gerekiyor, çünkü filmin yapım koşulları sebebiyle söz konusu olan durumlar, yani filmin tüm problemleri göz ardı edilebiliyor ve böylesine karanlık atmosfer anlam buluyor. Texas'ta kötü bir havaya denk gelinmesiyle aslında daha farklı tasarlanmış olan film daha karanlık olan çekimlerle beraber "noir" bir hava kazanıyor, tabii bu noktada "neo-noir" diye bahis açmaya gerek yok diye düşünmekteyim. Ancak bu durum sebebiyle daha sonra doğrudan güneşin girdiği tüm genel çekimlerin kurguda çıkartılmış olduğunu söylemek lazım zira filme havasını katan şeylerden birisi de bu. Şaşırtıcı olansa hikayenin sahip olduğu noir tonlarını neden en baştan yansıtmayı düşünmedikleri olsa gerek çünkü doğrudan kara film diye Türkçe'ye çevirebileceğimiz janra uygun düşen bir hikaye ve hikaye anlatımı söz konusu, ve bu şekilde tasarlanmış olsa çok daha oturaklı gözükebilirmiş film tüm klişe yapısına rağmen.

Tofaşın arabalarından Şahin, Doğan ve Kartal trafikte korku, genel itibariyle ise aşağılama amaçlı kullanılıyor çoğunlukla. Yakın dönem diyebileceğimiz modellerden Serçe ise onlara yakınsasa da daha mahallenin bıçkın delikanlısı gibi, hani olur ya; iyi değildir ama sevdirir kendini bir şekilde, işte o. Diğer model Tempra ise arkadaşları dövülürken "abi yardım edeyim mi?" deyip giden tip tam, hatta en doğru yakıştırma beyaz yakalı suçlular bence. İşte bu filmde de bir Serçe, bir Tempramız var, bence ötesinde söylenecek her şey filmin kalıplara tam oturup onları geliştirmeye dahi çalışmaması sebebiyle gayet gereksiz. Fakat sorunsuz bir seyirlik sunduğu da gerçek, tabii suç hikayelerine olan zaafım mı yoksa objektif bakmaya çalıştığım da gördüğüm şey mi bu, o da tartışılır. Ancak başında ve sonunda kullandığı alıntıyla kendisini yine de çok olumsuz bir yerde konumlandırmamayı başarıyor, çünkü gerçekten onlarca anlatma biçimiyle yalnız bir hikaye anlatılıyor her zaman.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses