27 Aralık 2013 Cuma

This Is Martin Bonner


Yakın zamanda Maryland'den Reno'ya taşınan ana karakterinden ismini alıyor This Is Martin Bonner. Günlük yaşamda her şeyin iş olduğu ve yaşamın kendisinin artık bir nevi pazarlanacak nesne halini almasına alıştığımız bir zamanda Maryland'deyken bir kilisenin iş yönetmenliğini yapan Bonner, Reno'daysa cezaevinden çıkmaya yakın olan mahkumlara kilisenin önerdiği tinsel yeniden doğuş programının koordinatörlüğünü üstleniyor. Ortak noktaları sınırlı olsa da düz bakınca Thomas McCarthy'nin 2007 yapımı The Visitor'ını anımsattı bana film. Henüz Six Feet Under'ı dahi izlemeden hayran kalmıştım Richard Jenkins'e McCarthy'nin filmiyle ve kendisinin ön planda olduğu ender filmlerden biri olduğu için de bende özel bir yer etmişti. Ona benzer bir yalın oyunculuk performansı da This Is Martin Bonner için geçerli. Tabi yalnızca Paul Eenhoorn için değil Richmond Arquette için de kuruyorum bu cümleyi.

Yönetmen ve senarist Chad Hartigan, Bonner'ın yaş grubuna genelde "gençlik hevesini tekrar bulması gereken bir grup" gibi yaklaşılmasını aşağılayıcı bulduğunu söylüyor. Buna katılmakla beraber, bu bakış açısının yalnızca belli bir yaş grubuna yönelik olduğunu düşünmüyorum, bence bu çoğunlukla herkesin tepesinde sallandırılan bir değerlendirme biçimi. Hartigan bu sebeple Bonner'ı bu değerlendirmede yer edilemeyecek şekilde kurguladığını söylüyor; yani yaşama dönük bir çabası olsa dahi saldırmayan bir karakter izliyoruz, ki bu çabanın görünürlüğü ve dolayısıyla biçimleri sebebiyle belki böyle hadsiz bir değerlendirme de söz konusu olabilir. Ek olarak bu anlatım ve bakış açısından mekan seçimi de bence önemli, çünkü Reno çoğunlukla kumarhaneleriyle ünlü bir "geçerken uğrama" şehri. Yani karakterlerle yaşamlarını kurdukları şehrin, o şehrin genel algıdaki yeriyle nükteli bir bağ söz konusu.
 
Sakin, hafif soğuk ve izleyicisiyle zarif bir sohbet kuran o yoğunluklu bağımsız filmlerden biri This Is Martin Bonner, yılın sessiz sakin duran ama etkileyici filmlerinden birisi. Aşırganlığınız da bir yere kadar sevgili değerlendirmenler, bakın kelime(ler) bile türettim artık.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses