12 Temmuz 2015 Pazar

Frequencies

Bilim kurgulara çok geç, ama yine de tam zamanında yönelmiş ilgim sonrası bunu kaçıncı kez söylüyorum bilmiyorum ama: bağımsızsa kopsun gelsin. Frequencies, öncelikle bu açıdan ilgi çekiciydi açıkçası, inkar etmiyorum kalıpsal bakışımı. Fakat bu sefer filmden haberdar olmam biraz daha farklı şekilde gerçekleşti; Oyungezer'in sözünü/fikrini sakınmayan yeni yazı işleri müdürü Sarp Kürkçü "izleyin mutlaka" diye yazdı I Origins ve Spring ile beraber Frequencies'i. İflah olmaz bir Brit Marling hastası olmam sebebiyle kendisinin filmlerine dair en ufak bir şeye denk gelip de atlamam elbette mümkün değil, tabii I Origins'e dair tüm "ama'lı" yorumlarıma rağmen diğer filmlere de bakmak gerek dedim. Hani mütemadiyen söylediklerim kategorisinde bir şey daha var ya: bir filmi nasıl izlemeye başladığının hikayesi önemli diye; işte bu sebeple rastgelme ötesine geçen bu detaylar bir filmin bakışında yer ediyor. Fakat daha önemlisi filmin kendi tartışmasına da katkı yapıyor: birkaç yılı bulan bilim kurgu ilgimin doruklarını yaşadığı ve çeşitli dönüşümler evresinde olduğum birkaç günde bu filme denk gelmem ne kadar tesadüftü?

Beraber kategorilendiği filmlerin etkisiyle insana ama daha çok yaşama dair belli bir sistematiği olan argümanların temelini oluşturduğu bir film izlemeyi bekliyordum elbette şaşılmayacak üzere. Frequencies'in fazla hırslı anlatısı ve bunu aktarma isteği de ilk andaki etkinin dozajında bu sebeple fazlasıyla etkili oldu, ve ne mutlu ki bu etki ters yönde olmadı. Zira "eğlencelik bir şeyler mi izlesem ya" moduyla oturulup da "dur bakayım"la açılan ve izlemeden önce bahsettiğim belli beklentilerin hali hazırda olduğu bir filmin açılış sekansıyla dünyasına bu derece hipnotize etmişçesine çekmesi sonradan olumsuz itmeler oluşturabilecek güçte oluyor. Zaten finale doğru, aslında film boyu vurgulandıkça "yok canım bu kadar da dalga geçer gibi olmaz" cümleleri eşliğinde beklemeye alınan düşüncelerin *o sır* olarak ortaya çıkmasıyla hafiften hırpalamaya hazırlanıyordum ben de filmi. Ancak manevralarını iyi yapan bir film Frequencies, ve hikayesiyle beraber cümlelerine inandırıcılık dozu açısından yadsınamayacak bir etki bırakıyor bu manevra kabiliyeti. Kimine "haaa" dedirtip kimine dedirtmeyecek olsa da esas meselesi için sürükleyiciliğiyle avlaması gerekiyor çünkü izleyiciyi öncelikle, ve seyirciyi içine çektiği dünyasıyla bunu başarıyor. 

Frequencies'in tartışmasını yaptığı mevzu, sadece karakterler ve üzerlerinden gelen bağlantılar açısından dahi filme dair genel bir karalamanın boyutlarını aşıyor. Bu, çok karmaşık veya çok kapsayıcı olduğundan, ya da çok yüksek bir perdeden girdiğinden falan değil elbette; yalnızca daha özel, ayrılmış bir alan hak ettiği için bu tartışma. Yaşamın insanlara değil, insanların yaşama ait olduğunu düşünen birisi olarak, yaşama dair yapılan bir tartışma için aksini söylemem beklenemezdi zaten diye düşünüyorum. Ancak bir de yazının, bunun için en ideal yöntem olduğundan, en azından şu evre için, şüpheliyim. Bu sebeple ki filmin kendisine odaklanırken cümlelerine şöyle bir değinip geçerken yalnızca ufak bir atıfta bulunan bir karalama bu: öncelik filmin seyrinde. 

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses