27 Nisan 2013 Cumartesi

The Limey


Eski bir mahkum olan Wilson'ın Los Angeles'a kızının ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü adamı bulmaya gelişi ekseninde ilerliyor The Limey. Plotu yazarken bile sıkılmış olmam hikayenin ne kadar basit olduğunun bir göstergesi sanıyorum ki, fakat önemli olan o hikayenin işlenişi. Hikayenin oturtulduğu çerçevede sıradışı bir şey yok ve hikaye de klasik olarak gayet belirgin giriş-gelişme-sonuç evrelerine sahip fakat film kurgusuyla öne çıkıyor. Bu noktada tabi bence film yönetmen Steven Soderbergh'in olduğu kadar kurgucu Sarah Flack'in de oluyor. Çeşitli çekimlerin tekrarlanması ve karakterlerin sunumu alışılmamış şeyler değil ama hikayenin garip sürükleyiciliğinde kesinlikle en çok paya sahipler. Belli bir piyasa anlayışıyla her yıl birbirinin makyajlanmışı olarak çıkan, hatta bazen o makyaja bile gerek duymadan apar topar gösterime giren filmler kategorisine düşmeyen her suç filmine özel bir merakım olduğu malum, The Limey'i de bu kategoride görmekte sakınca yok fakat bu, filmin derinlikten yoksun yapısını kurtarmıyor. Ama bu yüzeyden ilerleyişini başarılı biçimde örten kurgusu aracılığıyla hikayesini kendi yolundan keşfi ve son zamanlarda tempoları tavan yapan filmlerin aksine '70'lerin filmlerini andırışı bakımından kısa süreli bir seyirlik olabilir The Limey.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses