17 Nisan 2014 Perşembe

Yozgat Blues

Herkese aynı cümleler kurularak paylaşılan "büyük kurtuluş ve yırtışlar" kadar yaşamlar; ama yanıltıcı olmasın, Yozgat değil, Blues kısmından geliyor bu. Yozgat kısmı karakterlerin ötesine geçmiyor zaten, yıllarca ısrarlı biçimde farklı anlatılan bildik Anadolu hikayesi doğal olarak Blues'un da bir parçası yani. Mahmut Fazıl Coşkun farklı bir yaklaşımla mı isimlendirmiş filmi bilmiyorum, ama açıkçası film seyirciye kaldığında ötesinin pek anlamı olmuyor da. Önceki cümlelerin dayanaklarından biri de filmin hamlık derecesinde doğallığı, fakat bu aynı zamanda yerilecek bir şey de film için. Çünkü karpuzun çekirdiğini olağan bir toprağa bırakmamış gibi yeni yeni yetişen bir yapısı var filmin, ki bahsimi doğallık üzerine kurduğumda bu yüzden filmin sırıtan yapısı ortaya çıkıyor benim için. Yapay kalan bir şeyler anlatıcılık gereği elbette olacaktır fakat canlı olarak da gördüğümüzü bize anlatırken ister istemez farklı anlatışta da olsa bir estetize yaklaşım bekliyorum ben; hani resimlere bakmak gibi bir şey bu; kimisi tabloyu gerçekliğe yakınlığı sebebiyle beğenirken ben gerçeğe yakınlaştıkça uzaklaşıyorum.

Her zamankinden daha kişisele kaçan bu film notunu bir kenara bırakıp devam edersem; Coşkun, Uzak İhtimal'den sonra filminin taşıdığı ruhla şaşırtmıyor, hatta kendi sinemasına doğru yol aldığını hissettiriyor. Bu önemli bir şey, çünkü yerli sinemada kendi sesi olan yönetmen sayısı bazen imkan farklılıkları bazense "tek atımlılık" sebebiyle çok rastlanılan bir şey değil. Burada, genel çerçevede kendine bir yer ayırabilecek özge-yönetmenlikten bahsediyorum tabii, yoksa aidiyeti işaret eden ses, devamlılığı sağlayan en önemli şeylerden biri zaten.

Yozgat Blues sakin anlatımı ve sessizliğin dahi yerinde kullanımıyla kendi başına ayakta durabilen bir film. Ağlama amacıyla sinemaya gidilen diyarlarda ruhsal yönü karıştırılmaya müsait değil, ve bu da derdini iyi anlatmayı başardığını gösteriyor bence. Cümlelerinin içerikleri kadar yalın olmasıysa filme ekstra bir değer katıyor kesinlikle. Yerli sinemanın yer edeceklerinden birisi benim için, bu ruhta anlatıların daha fazla yer bulması mutluluk verici çünkü. 

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;, 

2 tepki:

Niyazi Karabulut dedi ki...

ellerine sağlık. Ercan Kesal için bir yorumun yok mudur :)

capodelnulla dedi ki...

teşekkürler. kesal yaptığı işi seviyor abi, orası açık :)

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses