11 Nisan 2014 Cuma

Two Bits

Üzerinden geçen zamanın nicel önemi olmaksızın özleniyor çocukluk filmleri. Çünkü onların taşıdığı ruh bugün film izlerken aranan şeyleri ister istemez belirliyor, başkasına köşeye fırlatılmış gibi gelecek olan bir film izleyene bağlı olarak barındırdığı herhangi bir şeyle bu yüzden bir anda kendini özel bir yere koymayı başarıyor. James Foley'in '95 yapımı Two Bits'i de işte benim için bu kategoriye rahatlıkla girebilecek filmlerden. Çok değil dediğim neredeyse 20 yıl geçmiş üzerinden, ve benim aklıma hiç habersiz getiriyor bir anda küçükken izlediğim o Amerikan filmlerini ve bu yüzden ne yapıyorsam ya da o aralar ne yapmam gerekiyorsa etkisini kırıyor aşağı yukarı yalnızca bir 90 dakika. Amerikan sinemasını her zaman bir ayrı seviyorsam bunun en temel sebebi tüm sıradanlığıyla '90'ların Amerikan sinemasıydı, ve bu derece bende yer ettiğini bilirken şaşırmıyorum elbette Two Bits'in kapanış jeneriği akarken hissettiklerime ama bu, durumun benim için büyüleyiciliğini inkar edeceğim anlama da gelmiyor tabii.

1933'te sıcak bir yaz günü, Güney Philadelphia'da dul annesi ve dedesiyle beraber yaşayan 12 yaşındaki Gennaro'nun o gün için tek istediği kasabada yeni açılacak sinemada film izleyebilmek için bir çeyrekliktir. Ama Fante'nin dediği gibi; 1933 berbat bir yıldır ve bir çeyreklik dedenin ölümüyle torununa bırakacağını vaat etmesi kadar değerlidir, yani bir sinema bileti parası. Gennaro'nun dış ses anlatımı bazen filmin bürünmeye çok meraklı gözüktüğü melodramatik anlatımı kalınlaştırsa da film süresince Gennaro'yla kurulacak bağ sayesinde rahatsızlık verici olmaktan çıkıyor. Lenslerin etkili kullanımıyla o yazın sıcaklığını parmak uçlarına kadar hissettirmeyi başardığı gibi Foley, çocukluk ile yetişkinlik arasında bir görünür bir görünmez bağ da kuruyor. Filmin son cümleleri belki üzerine sayısız film kurulmuş kadar sıradan ve yer yer bunaltıcı olsa da sakil durmuyor Two Bits'de, zaten nasıl dursun, 1933'te tek istediği sinema bileti için bir çeyreklik toparlayabilmek olan bir çocuğun öyküsünde herhangi bir kendiliğindenlik?

Two Bits, fazla rahatsız edici olmamayı başararak yer yer melodramaya meyleden sıradan bir '90'lar filmi, ne daha azı ne daha fazlası. Çünkü ben çocukken, hiç hoşlanmadığım biçimde hep bu söylenirdi; ne azı ne fazlası.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses