7 Kasım 2010 Pazar

2 (iki)


Meçhulüz biz, hiçliği onurlandıran boşlukların cahiliye devirlerinde birer soytarıyız, birbirlerine söven. Olmayan kralların eğlenceliği yaşamlarımız, bilinen bir bilinmeyenliğiz, kaybedenlerin, tutunamayanların ilkeliyiz. Diğerleri ise cüzzamı bu dünyanın, birkaç kelimeyle üzerinden geçilecek kadar değerli.

Koşuşturmacanın içindeki boğuşturmacada kayboluyorum. Hiçliğe övgülerde figüran olarak rol alıyorum, söverken her şeye, duraksıyorum bir an. Düşlediklerimi hatırlıyorum; yanıldıklarımı. Hatırladıklarım ve hatırlamayı umduklarımla yaşıyorum, geçmişe özlemler gönderirken cevaplar umuyorum, paralel evrenlere taşınmayı rafa kaldırıyorum. İrkilip devam ediyorum nefes ritüeline.

Ayinler düzenliyorum bıraktıklarıma, inanmadıklarıma. Kokuları yokluyorum, kokular arıyorum kendime. Soyut eylemselliğimi somutlaştırmak için çıkışlar arıyorum kasabamdan. Loş ışıklar altında yağmur ormanlarında kaçıştığım zamanları anımsıyorum, kasabama övgülerde tek kişilik gösterileri kovuyorum artık uzağa.

Anlamsal derinlik, kavramsal çeşitlilikle yakalanamıyor artık. Boşlukta kaybedilemeyen güzel, tüm sorunlara kaynaklık ediyor. Ne karalanıyor, ne de aydınlanıyor. Arada kalmışlığın dayanılmazlığı, kayda geçirilemezliğin rahatsızlığı geriyor kırılgan yaşamı. Sıfatların bol kullanıldığı yerlerde, kaybolmayan zamirler, var olmayan eylemleri niteleyemeyen zarflardan bir ders geliyor önüme. Uyuşmayan hikayelere ve yaşanmayan anlara armağan edilen hisler, vazgeçiş zamanlarından kaçışlarla paralel kurguyla ilerlediğinden belki de, hissetmek mutlu kılıyor insanı. Tatlı anlara dönüşeceğini umarak tırmanan alışılmışın dışındaki gerilim, karşılıklı bilinmeyenliğin ve belki farkındalığın dahi olmadığınının bir an için akıldan geçmesiyle ortaya çıkan alışılmış gerilimin çakışması, hislerin habitatına kararsızlık serpiyor. Söylenmeyenler, bilinmeyenler, ürkülenler ve her şeye rağmen peşinden gidilen mor yapraklı çiçek ekimleri. Sonuçta, itinayla yaşanılıyor, imtinayla bahsediliyor.

Sadece kayıtlarda bulunması açısından, güneş sadece aydınlatıyor bu aralar, yağmur yağdıktan sonra çıkan gökkuşağıyla ısınıyor dünya.

fotoğraf, rodney smith

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla;

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses