13 Ekim 2014 Pazartesi

Maps to the Stars


"...Şimdi her şey farklı. Düzen genç aktörleri ağzına atıp sonra dışarı tükürüyor. Güvenli bir liman olmadan hayatta kalmak artık çok zor."

Filmde canlandırdığı yaşam-koçu-spiritüel-hoca-masör karakterindeki rol karmaşasının tam da Los Angeles'da olabileceğini belirten John Cusack, Maps to the Stars sebebiyle The Guardian'a verdiği röportajda böyle söylüyor, ve Hollywood'un artık bir yer değil, nostaljik bir fikir olduğunu, mega-holdinglerin kontrolünde devam ettiğini dile getirirken de ekliyor; "Hollywood bir genelev ve insanlar deliriyor."

Maps to the Stars, Hollywood'un bu yönüne odaklanan bir film. 26 yaşındaki aktris için menapozlu benzetmelerinde bulunan çocuk ünlüler, ün peşinde savrulan aileler, geçmişi kurtarmakla geçmişten kurtulmak arasında gidip gelenler ve daha fazlası filmin hareket alanındaki aktörleri oluşturuyor. Ancak, 1990'lardan bu zamana sektördeki endişe verici değişimi doğrudan gözlemlemiş olması sebebiyle biraz daha sert ve kesin konuşan Cusack'in aksine çocukluğu sektörün içinde olmasa da çevresinde geçmiş filmin senaristi Bruce Wagner filmin bu plotunun verdiği izlenim kadar doğrudan ters konuşmuyor. Beverly Hills'deki okulunu bıraktıktan sonra ünlüler için limuzin şoförlüğü yaptığı dönemde tanık oldukları ve Billy Wilder'ın başyapıtı Sunset Boulevard'ın orijinal senaryosunda herkesin sonda buluştuğu bir morgda başlıyor olduğu gibi yaşadığı ve tanık olduklarıyla oluşmuş, kendisinin kayıplarda olduğu zamanlarda başarısız-olmuş-senarist-limuzin-şoförü alter-egosu etrafında çevrilmiş bir hayalet hikayesi olduğunu söylüyor Wagner filmin. Yani filmin ekseriyetle bir sektör yergisi olarak algılanmış olmasının aksine hiç de öyle bir amacı olmadığını söylüyor, hatta sektör yergisi fikrinin Cronenberg kadar kendisini de kusturacak bir şey olduğunu ekliyor.


Wagner'in bu açısıyla bakıldığı zaman dahi Maps to the Stars'ın bir yergiden uzak olduğunu söylemek, en azından benim algılamam açısından mümkün değil. Çünkü Cusack'in de belirttiği gibi içinde bulunulan zamanda Hollywood bu durumdan çok da uzak değil ve Wagner'in samimiyetle yazdığını söyleyip hayalet oyunu diye nitelediği hikayenin hayaletleri olan karakterlerin parodiye kaçmadan peşlerinden getirdiği yergi de bence gayet açık. Zira filmin kendi içinde görülmesinden çok sektörün bugünkü konumuna dair değerlendirmelere kapı açan yapısı bunun en büyük göstergesi. Ancak elbette filmin algılanışına doğrudan etki eden şeylerden biri David Cronenberg sinemasının karanlığı. Her ne kadar Cronenberg'i Cronenberg yapan filmler kadar karanlık olmasa da yönetmenin 2000'lerden beri en ruh sıkıştırıcı filmi olduğu söylenebilir Maps to the Stars'ın; tabii söz konusu materyal ve filmlerin tüketici nesnesi haline gelmesinden rahatsız bir sinefil gözü Cronenberg'in bu filtresinden bakınca yergiden öte bir şey göremiyor da olabilir.

"Bazen ölüler yaşayanlardan daha gerçek, daha kıskanılasıdırlar; çünkü kendilerini öldüren hikaye akışına uymaları sorumluluğunda artık değildirler." diyor The Guardian için yazdığı yazıda Wagner. Maps to the Stars da işte böyle bir film; aslında bir kalıptan çıksa da tekrar belli bir kalıba girmemek için çırpınırken savruk hikayesiyle hayaletleşmiş, başta Julianne Moore olmak üzere oyunculuk performanslarıyla güçlenip Cronenberg'in ismi ve tarzında alabildiği nefesle kalabildiği kadarıyla hayatta kalan, günümüzün mitosu Hollywood'a dair.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses