22 Temmuz 2012 Pazar

Dog Day Afternoon


Sidney Lumet, insana dair kavram ve kurumlar üzerine özgün eleştirel bakış açısıyla tanınmış bir yönetmen. En azından dönüp baktığımda benim, filmlerinin ortak yapısı ve kendisi hakkında ilk söyleyebildiğim şey bu oluyor. Her sanat dalında olduğu gibi sinemada da propaganda dozuna kaçılması benim için her zaman itici bir işleyiş biçimidir ve Lumet'in argümanlarından daha çok bu noktada aldığı pozisyon o özgünlüğünü yaratıyor. Lumet'e göre daha somut toplumsal problemleri kendilerine konu edinen -ve gerçekten çok iyi filmler yaratmış- Dardenne kardeşler ve benzeri tutumdaki yönetmenlerden ele alınan konular dışında da ayrıldığı birçok nokta olması da kendisini daha özel kılıyor. Çünkü Lumet aslında her şeyden önce çok iyi bir hikaye anlatıcılığı yapıyor.

Dog Day Afternoon bana, favorilerimden olan Taxi Driver'ı hatırlattı bir ara izlerken. Tabi Taxi Driver kendisine göre çok daha fazla kişisel bir film orası ayrı, ama uyumun dışında kalan insanların "patlama noktalarının" ve o andaki kararsızlıklarının resmedilişleri bakımından çok önemli bir ortaklıkları da var. Bu konular Gus Van Sant'ın Elephant filmini izledikten sonra ilgimi çekmeye başladı benim. (Tabi şu anda bahsi geçen üç filmin yapım tarihlerine bakarsak farkında olmadan sondan başa doğru bir yol izlemiş olduğumu görürüz, yani 2003 yapımı Elephant'la konuya ayrı bir ilgi duyup -arada izlediğim filmleri saymıyorum- 1975 yapımı Dog Day Afternoon'un 1976 yapımı Taxi Driver'a benzerliğinden bahsediyorum. Sanırım gösterim zamanlarında nefes almayan sinemaseverlerin bir yandan problemi diğer yandan avantajı olan bir şey bu.) Çünkü basit intikam hikayeleri değil bunlar, içlerinde çeşitli olgu ve fikirlere dayanan çok karmaşık farklı hisler barındıran insanların "yıkım" hikayeleri. 2009'da karaladığım şu başlıkla ilişkilendirip susmak istiyorum;

"Tam tersi gibi görünse de, aslında kişisel bunalımlar, her zaman için toplumsal bunalımlardan daha tehlikelidir. Çünkü, toplumsal bunalımlarda; bir şey, herkese olurken, kişisel bunalımlarda; her şey bir kişiye olur. Aynı zamanda toplumsal bunalımların sonucunda, herkes, bir kişiyi yok ederken, kişisel bunalımlar sonucunda bir kişi herkesi yok edebilir."

Al Pacino'nun rol aldığı birçok filmde olduğu gibi resmen "filmde hiçbir şey bulamadıysanız beni izleyin" dediği, gerçek bir olaydan uyarlanma çok güzel bir film Dog Day Afternoon.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;;

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses