23 Mayıs 2012 Çarşamba

The Station Agent


Çekirdek ve sevecen bir ailede doğup büyümüş birisi olarak söyleyebirim ki; hasar raporuna gerek yok bazı şeyler için. İnsanları sevmek veya sevmemek değil, yanlarında bulunmaktan rahatsız olup olmama üzerine kurulu çünkü çoğunlukla insan ilişkileri, beraberce susabilmek yani diğer bir söyleyişle.

Çok sıradışı bir öykü değil The Station Agent'ınki, ama zaten güzel olan o gerçek ve sevimli hikayeyi farklı karakterle tekrar yaşamak ve filmin başarısıysa bunu yapabilmek. Yalnızlık ve dostluğun ilişkisi üzerine, ne eksiği ne de fazlası olan sevimli ve aynı zamanda özel bir oyuncu kadrosuna sahip bir film The Station Agent.. Patricia Clarkson'u izlemek hep ayrı bir keyif; benim, Frank Oz'un 2007 tarihli komedisi Death at a Funeral ile tanıdığım ve Game of Thrones dizisiyle daha geniş bir kitleye ulaşmış olan Peter Dinklage ise zaten hayranlık uyandırıcı. Her zaman farklı bir güzelliği olduğunu düşündüğüm Michelle Williams'ın güzelliğiyle paralel olan oyunculuğu ve film seçimleri de gençliğinden beri hiç değişmemiş. Rolüne çok yakışmış olan Bobby Cannavale'yi de diğer isimlerin yanında unutmamak gerek tabi.


sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses