9 Aralık 2014 Salı

Magic in the Moonlight


Woody Allen dönüp de 1920'lerde film çekseydi ne olurdu sorusunun dolaylı yollara girmeden cevabı Magic in the Moonlight; zaten şu poster, renkler yeterli değil mi? Yani bir Woody Allen filminden, bir Woody Allen filmine yakışır olmasını beklersiniz değil mi? Nostaljinin, merdümgirizliğin, kendi içinde boğulmuşluğun, hafif bir rasyonalite vurgusunun basit ama garip biçimde sürükleyici bir hikaye içerisinde yer etmesiyle beraber huzur verici müzikler eşliğinde unutulabilmesi mühim olmayan bir zaman geçirmek yani, ilk anda, çabasızca söylenebilecek şekliyle. Her ne kadar kendisinin son Avrupa turları birçok severi tarafından da kayıtsızlıkla karşılansa da Roma tatili dışında gayet keyifli, ismine yaraşır filmler çıkardığını düşünüyorum şahsen. Evet, belki arada bir yarattığı o insanın başını döndüren etki bırakması son döneminde böylesine sık değil fakat kendisinin üretme disiplinini düşününce her filmin bir temel unsurunda eksiklikler olması haricinde şahsen beni rahatsız eden bir şey olmuyor, yani ekseriyetle potansiyeline tam erişememiş filmler olabilir ortada bazen, ama ne gerek var ki ermesine? Magic in Moonlight da sevgili Woody'nin ön plana çıkan olmasa da pek geriye düşmeyen filmlerinden, en azından benim beklentilerim açısından tatmin ediciliğin ötesinde. Tabii şu soru da önemli; bu bir Woody Allen filmi olmasaydı, şimdiki sempatiyle bahseder miydim kendisinden? Bahsetmezdim elbette, çünkü Allen'a has çok özel bir ton var; başka yerde görüldüğünde etkilerini belirgin eden ve üzerinde kocaman, inandırıcı olmayan bir "aslı gibidir" yazan. Onun için, filmin uyandırdıklarından hareketle etkileşimli bir ahkam kesmeye girilmeyecekse tıpkı filmlerinde etrafında dolaşmaktan çok hoşlandığı o büyü gibi Allen'ın filmlerinin etkisi, pürüzlülük iyidir, ha? Kahvenin ne kadar güzel olduğunu söylemeye çalışmaktansa kahveyi içmeli nihayetinde; zaten şu yan sütundaki fotoğraflarda görünen adamlar devreye girdi mi ben biraz oyuncak almaya gitmek için uslu duran çocuk triplerine giriyorum, o yüzden; afiyet olsun.

ha bir de; sevgili Woody, scarlett johansson'a taktığında böylesine heyecanlanmamıştım, emma stone sağolsun, seneye bir de etkileyiciliğinden sual olmaz joaquin phoenix'le gelsin. 
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

0 tepki:

Yorum Gönder


 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses