24 Aralık 2011 Cumartesi

Waitin’ Around to Die*

Dokunulmamış kelimeler bulma merakı neden oldu her şeye, hüznün suçu yok. 60 yıl önce radyoda, neden artık denemiyoruz diyen adamın değildi hüznün ilk sözleri ama zamanın bir uyumsuzluğu vardı. Audrey yaşarken soluyamamış bir nesilden güzeli anlamlandırmasını nasıl bekleyemezseniz öyle tartışmalıydı şimdiki zamanın insan halleri, ismin hallerinin olduğu dillerde his, eskimiş sözcüklere sinmişti. Yani farımasa da gönül, su akıyordu yatağını bulmaya çalışarak ve ufak damlalara ayrılarak, deyince anlamını yakalıyordu usanmaktan usanmamak. Çünkü, aksine, şarkıların sırası bizde mi bilinmiyordu, bilinmiyorduk ve site girişlerindeki gibi "şu anda buradasınız" diyen haritaları, planları yoktu evrenin.

"Her şey gitmeli artık."

* townes van zandt, waitin’ around to die
1; banksy, klansman.


sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

Reconstruction


Bu, başlangıç mı, yoksa son mu? Görmek üzere olduğumuz şey bu. Hem başlangıç, hem de son. Aşk ve veda. Biliyorum, belirtmeme gerek yok, ama yapacağım: Unutmayın ki, her şey yalnızca bir film. Bir yaratı. Ama yine de, acıtır.
***
Arkasını dönerse, şüpheye düşerse; O kaybolacak.
***
-Seni tanıdığını mı sanmış?
-Beni sevdiğini sanmış.
***
Bu yalnızca bir film. Bir yaratı. Yine de, acıtıyor.


Christoffer Boe'nun ilk filmi olan 2003 yapımı Reconstruction, kahkahanın bitişi gibi hüzünlü, düşünceli ve çok güzel bir film.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

17 Aralık 2011 Cumartesi

Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor*


"hayat kısa
kuşlar uçuyor."

dedi, Cemal Süreya, ve sonra ekledi;

"hayat kısadır kuzucuklarım
yine de uzundur kuzucuklarım."

Bu dizeleri hiç kimse hiç kimseye anlatamaz elbette, ve ne kadar güzel olursa olsun Carl Spitzweg'in The Poor Poet tablosu da bu dizeleri resmetmiyor belki ama sanki bir hissi yankılıyorlar geçmiş zamanlardan, beraberce bir ses olup çınlıyorlar; Munch'le, Evans'la, Smith'le ve Winongrand'la ve burda olmayan ya da belki hiç olmayan sonsuz isimle, hareketle, onunla ve gülümsemeyle; var olup olmadığından, gerçek olup olmadığından emin olamadığımız her şeyle. Çünkü yaşam bir şekilde geçiyor, biz ölene kadar bir şekilde yaşıyoruz, ne olursa olsun yaşıyoruz, nasıl olursa olsun. Gerekli olanlara takılmadan; sadece hissettiğimiz gibi, sadece düşündüğümüz gibi, düşlediğimiz yarım kalsa da.

Ve insanlar fotoğraflarda gülüyorlar, insanlar fotoğraflarda donuyorlar, kalıyorlar. Peki ya resimler, yoktan mı var oluyorlar?



*1; the poor poet, carl spitzweg
*2; melancoly, edvard munch
*3; kovboylar clog dansı yaparken, arizona, 1909, erwin e. smith
*4; harlem, walker evans
*5; ..., walker evans
*6; los angeles, 1969, garry winongrand

ve tabi ki; cemal süreya.
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

14 Aralık 2011 Çarşamba

Get Out



Yaşamın tasvir ediliş şekli biraz fazla iyimser olsa da, var olmaya dair güzel ve sevimli bir animasyon kısa film Get Out. Animasyonlara olan sevgimi daha da arttıran bu film üzerine, sürprizini bozarım diye -her ne kadar mecazi bir anlamı da olsa- çok bir şey söylemek istemiyorum, en iyisi playe tıklayıp izlemek.

sevgi, saygı ve o tarz bilmum duygularla:;,

12 Aralık 2011 Pazartesi

Bizim Büyük Çaresizliğimiz



Bizim Büyük Çaresizliğimiz, güzel insan Barış Bıçakçı'yı keşfetmemi sağlayan filmdi. Filmi ilk izlediğimde de çok etkilenmiştim ama zaman içinde yaptığım geri dönüşlerle, Bizim Büyük Çaresizliğimiz benim için çok daha önemli bir film haline geldi.

Kitaptan yaptığım alıntı da, sözlerini Barış Bıçakçı'nın yazdığı şarkı da, filmden aldığım kareler de çok şey söylüyor aslında. Uzun zamandır cümle bile kuramayan benim de burada geveleyip durma sebebim, en azından bir sunumun olması gerektiği düşüncem, fazlası değil. Zaten uzun zamandır ne izlesem düşünmeden izliyorum ve neredeyse hissizce soluyorum. Buhran değil sanki artık bu.



Bizim büyük çaresizliğimiz Nihal’e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. Asıl çaresizlik buydu!


ve tabi nihal'i (güneş sayın) de ayrıca anmak gerek.
sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

29 Kasım 2011 Salı

Uzak İhtimal

Uzaktır. Bir durum bazen de bir insandır ihtimaller. Bir şeye ya da birisine adanmış zamanların yalnızlığı vardır, diyalogların anlamlarından ötesini taşımaya yeltendiği ama düştüğü, belki yinelenip durarak anlamsızlaştığı. Ama her şey yinelenir öyle zamanlarda; aynı adımlar atılır, sokaklar tekrar yürünür amaçsızca çünkü görmek değildir çoğu zaman istenilen, orada olduğunu bilmektir tesadüfen. Atfedilmiş zamanların umarsızlığıyla yaşanılır; insanların çekilirken içinden gülümsediği, ve -ihtimal görünmese de- bir ihtimale uzak olanın fotoğraflandığı o anlarda, bir ihtimale bakakalmış olanın. Neredeysedir insanlar, çünkü bazen insanlar sadece ihtimaldir, çünkü bazen ihtimallerdir sizi burada kılan. Çünkü ihtimalleri göremezsiniz, sadece varlığını bilirsiniz; oradadırlar ve cümleler yetersizdir bu yüzden, sözcükler anlamsız gelir, zorlarsanız kırılacakmış gibidir zira yaşam. Çünkü yaşam aslında sadece bir ihtimaldir, pencereleri karşılıklı olduğu için mutfakta çay ve sigara içmek gibidir, bir kapının gözünden dışarıya bakmak gibi.

Mahmut Fazıl Coşkun'un yönettiği Uzak İhtimal, rahibe olmak isteyen Clara'yla müezzin Musa'nın ihtimalini anlatan, ana konu itibariyle dikkat çekici olsa da sıradan ama sevimli bir film.



Uzun bir zaman sonra bir filmle şarkıyı bağdaştırıp fahri soundtrackimi de yine oluşturdum ayrıca: bakınız, almost lover. evet fazla yüzeysel bakmış olabilirim, cümlelerimin yetmediği bir zamandayım uzun süredir.

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygulalar:;,

26 Kasım 2011 Cumartesi

Lazy - X-press 2 feat. David Byrne



2000'lerin başında en büyük eğlencelerimden biri müzik kanallarını takip etmekti, yabancı müzikle "tanışıp" ona yabancı olmamaya başlamam da tabi o döneme denk geliyor. Son 4-5 yıldır televizyondan uzaklaştığım -ve tabi müzik kanallarının da o eski tadı kalmadığı için- pek müzik kanalı izlemiyor olsam da internette şurdan burdan denk geldikçe genelde birbirinin benzeri video klipleri arada bir görüyorum ve her zaman aklıma büyük bir hayranlıkla bu video geliyor.

Bugün eskisi gibi kaset doldurulup dinleniyor olsa üzerine yapıştırılacak etikette "kişisel marşlar" yazacak olan kasede ilk kaydedeceğim şarkılardan biridir Lazy. Ve bence bu video klip de yapılmış en güzel video kliplerden birisidir.

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

I'm lazy when I'm lovin', I'm lazy when I play
I'm lazy with my girlfriend a thousand times a day
I'm lazy when I'm speaking, I'm lazy when I walk
I'm lazy when I'm dancin' and I'm lazy when I talk

I open up my mouth, it comes rushin' out
Nothin', doin' nadda, never, how you like me now?
Wouldn't it be mad, wouldn't it be fine
Lazy, lucky lady, dancin', lovin' all the time

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

Some folks they got money an' some folks lives are sweet
Some folks make decisions an' some folks clean the streets, now
Imagine what it feels like, imagine how it sounds
Imagine life is perfect an' everything works out

No tears are fallin' from my eyes
I'm keepin' all the pain inside
Now don't you wanna live with me?
I'm lazy as a man can be!

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

Imagine there's a girlfriend, imagine there's a job
Imagine there's an answer, imagine there's a God
Imagine I'm a Devil, imagine I'm a Saint
Lazy money, lazy sexy, lazy outta space!

No tears are fallin' from my eyes
I'm keepin' all the pain inside
Now don't you wanna live with me?
I'm lazy as a man can be!

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

Lazy when I work, lazy on the bed
Screamin' all you like, but it only fades away
I'm lazy when I'm prayin', lazy on the job
Got a lazy mind, a lazy eye, a lazy lazy father

Hard men, hard lives
Hard keepin' it all inside
Good times, good God
I'm so lazy I almost stop!

*cough*

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

I-I-I-I'm wicked and I'm lazy
Ooooh, don't you wanna save me

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

19 Kasım 2011 Cumartesi

The Raid on Zuccotti Park

the raid on zuccotti park from Casey Neistat on Vimeo.



Occupy Hareketi üzerine, dumanı henüz tüterken çekilmiş, zekice seçilmiş ironik melodisiyle, polislerin saçtığı vahşetten turist otobüsüyle eylem alanından geçerken eylemi fotoğraflayıp kameraya kaydeden turistlere kadar fazlasıyla anlamlı ve güzel sahneler barındıran muhteşem bir kısa film, hatta son zamanlarda izlediklerim arasında en iyisi ve en güzeli. Occupy hareketi belki Türkiye'de karşılığını bulmadı ve diğer ülkelerde de New York'taki coşkusunu yakalayamadı ama Sinatra'nın da dediği gibi: It's up to you - New York, New York*

sevgi, saygı ve o tarz bilumum duygularla:;,

 
Sayfa Üst Görseli Marek Okon'un TOWERS OF GURBANIA isimli illüstrasyonudur.

Sinemaskot © 2008. Müşkülpesent # Umut Mert Gürses